Archive for the ‘Güncel Haberler’ Category

Genç öğretmen gömülü bulundu.

Pazar, Şubat 28th, 2010

Ailesi günlerdir genç öğretmeni arıyordu. Cesedi bir yerde gömülü bulundu. Katili her şeyi itiraf etti.

Malatya’da 12 gün önce ortadan kaybolan Aygün öğretmenin cesedi bir bahçede gömülü bulundu.Ailesinin günderdir aradığı Sosyal Bilgiler Öğretmeni Aygün Kıranşan ölü olarak bulundu. Genç kadının bir temizlik işçisi tarafından boğularak öldürüldüğü öğrenildi.

KAMERA GÖRÜNTÜSÜNE TAKILDI

Malatya’da özel bir dershanede Sosyal Bilgiler Öğretmeni olarak görev yapan Aygün Kıranşan, 15 Şubat günü kayboldu. Ailesi ise 16 Şubat günü polise başvurarak kızlarının kaybolduğunu ve hayatından endişe etiğini bildirdi. Asayiş Şubesi Cinayet Büro ekibi ve Aranan Şahıslar Bürosu ekipleri, kayıp öğretmenin banka hesabından değişik zamanlarda defalarca para çekildiğini tespit edince soruşturmayı derinleştirdi. Şahısın güvenlik kamerasındaki görüntülerini tespit eden ekipler araştırmalar sonucunda bir şirkette temizlik işçisi olarak çalışan ve 4 çocuk babası olan R. İnkaya (42) adlı şahısa ulaştı.

Zanlı sorgusunda cinayeti itiraf etti. İnkaya’nın yer göstermesi sonucunda genç öğretmenin cansız bedeni Çarmuzu bölgesinde bahçede toprağa gömülü vaziyette bulundu. İşçi ifadesinde, genç öğretmeni Çarmuzu’da gece otobüs durağında beklerken gördüğünü ve daha sonra tehdit ederek bahçeye götürdüğünü söyledi. R. İnkaya ayrıca genç öğretmene tecavüz etmeye kalkıştığını boğmadan önce de banka kartının şifresini öğrendiğini iddia etti.

TECAVÜZE YELTENDİ

Katil zanlısının genç öğretmenin banka hesabından 920 TL tutarında para çektiği de öğrenildi. Zanlı adliyeye sevk edilirken gazetecilerin sorularını yanıtsız bıraktı.

YÜZÜ HEP GÜLERDİ

Aygün Kıranşan’ın çalıştığı dersanedeki arkadaşları acı haberi duyunca şok oldu. Arkadaşları “Her zaman yüzü gülerdi. Öğrencileriyle arası çok iyiydi. Herkesin gönlünü kazanmıştı” dedi. Kıranşan, Yeşiltepe Şehir Mezarlığı’nda gözyaşları içinde toprağa verildi.

çok tartışılacak öneri

Pazar, Şubat 28th, 2010

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Ak Parti’nin kapatma davası dillendirilmeye başlanınca, tartışılacak bir öneri ortaya attı.

Erdoğan’dan çok tartışılacak bir öneri geldi. Başbakan “Siyasetçinin yargılanmasına da parlamento müsaade etsin. Bir siyasi partinin kapatılıp kapatılmaması için müsaadeyi parlamento versin” dedi.

Başbakan Erdoğan, dün Anadolu Aslanları İşadamları Derneği’nin (ASKON) Grand Cevahir Otel’de “Marufun Egemenliği” ana temalı 6. Genel Kurul Toplantısı’nda bir konuşma yaptı.

Erdoğan, “Kurumlar kendi içinde adeta bir temizliğe tabi tutuluyorsa bundan kimsenin rahatsız olmaması lazım ve bunun gerçekleştirilmesi lazım. Eğer bu gerçekleştirilmeyecek, böyle devam edecek olursa o zaman bu sıkıntıyı bizim yavrularımız, torunlarımız yaşayacaktır ve bedeli daha da ağır olacaktır” diye konuştu.

YARGI YÜRÜTMEYE MÜDAHALE EDİYOR

Şu anda kuvvetler ayrılığı prensibine göre yasama, yürütme ve yargının birbirinden ayrı olması gerektiğini ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

“İfade olarak güzel, hoş, peki ayrım? Ne yazık ki ayrı değil. Yasamada yaşanan bir ayrı durum var, yürütmede ayrı bir durum var ama bir bakıyorsunuz ki hepsini geç, ne yasama, ne yürüme hepsi bir kenara yargı bir anda hepsini silip atabiliyor. Hani birbirinden ayrıydı? Ne oldu? Şu anda yargı istediği şekilde yürütmeye müdahale edebiliyor. Ama bakıyorsunuz ki bir taraftan da parlamentonun yüzde 65’ine sahip bir siyasi parti veya en küçüğü fark etmez, bir siyasi partinin kapatılması noktasında iki dudak arasından çıkacak bir sesle bu, bu ülkede konuşulabiliyor. Bunu kabullenmek mümkün mü? Varsa ortada bir suçlu, bedelini ödesin ama bir tüzel kişiliği bedele mahkûm etmek, bu bedeli o tüzel kişiliğe ödetmek demokrasi ile bağdaşır bir şey değil. Hiçbir ileri demokraside yok. İşte bunu biz milletimize giderek çözmek istiyoruz ve milletimizle de bunun çözüleceğine inanıyoruz. Yargı reformu aynı şekilde. Yargıya sorarsanız yargı diyor ki ‘her şeyi biz yapacağız’. Ben de diyorum ki dünyanın bütün gelişmiş ülkelerinin ortalamasını alalım.

SİYASETÇİNİN YARGILANMASINA MECLİS MÜSAADE ETSİN

Bu ortalamayı aldığınızda ortaya ne çıkıyorsa gelin onu uygulayalım. Buna var mısınız, yok musunuz? Bunu soruyoruz ama o da işlerine gelmiyor. Bize münhasır bir şey olacak… Böyle bir şey yok. Biz gelişmiş ülkelerde ne varsa onun ortalamasını alalım ve nasıl ki yargı kendi içinde herhangi bir mensubunun yargılanmasına başkanlar kurulundan müsaade ediyorsa bırakın da siyasetçinin yargılanmasına da parlamento müsaade etsin. Bunun adımını atmamız lazım. Bir siyasi partinin kapatılıp kapatılmaması için müsaadeyi parlamento versin. Gelişmiş ülkelere baktığımızda bunu gördük. Bunların adımının atılması lazım.”

Parlamentonun halkın, milletin temsilcisi olduğunu belirten Erdoğan, “Öyleyse bu alanda millet adına tasarruf yetkisini de bu parlamento kullanmak durumunda” dedi.

Kapatma kararını Meclis veremez!
Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu: Sayın Başbakan, kapatma kararını parlamentonun vermesini değil, kapatma davası açılırken parlamentodan onay alınmasını kastetmiş olabilir. Yoksa kapatma kararını parlamentoya bırakmak son derece tehlikeli olur. Bazı ülkelerde, kapatma davası açılması kararını sadece başsavcıya bırakmamak için parlamentodan onay alınması gibi bir model var. Zaten gelişmiş ülkelerin büyük bölümünde parti kapatma olmadığı için, az ülkede uygulanıyor. Ancak bana göre bu model de bizim açımızdan sorunlu. Çünkü parlamento, tıpkı dokunulmazlıklar konusunda olduğu gibi iktidar partisi aleyhine açılacak hiçbir davayı kabul etmeyebilir.
Prof. Dr. Necmi Yüzbaşıoğlu: Hükümete ya da parlamentoya dava açma yetkisi veren ülkeler var. Bana göre, parlamento onayından çok, Yargıtay Başsavcısı’nın takibi daha uygun. Çünkü, parlamentoya yetki verildiğinde, iktidar partisinin küçük muhalefet partilerine karşı bu durumu baskı aracı olarak kullanma hakkı doğar. Başsavcı ise daha tarafsız bir konumda.

Ankara’nın göbeğinde 2 kişi bicaklandı.

Pazar, Şubat 28th, 2010

Ankara’nın göbeğinde Akdeniz Caddesi’nde iki kişi kavga etmeye başladı. Sonra birden bıçaklar çıktı.

Ankara’da iki grup arasında çıkan kavgada 2 kişi yaralandı.

Edinilen bilgiye göre, Çankaya ilçesi Akdeniz Caddesi üzerinde sabah saatlerinde iki grup arasında tartışma çıktı.

Aralarında bayanların da bulunduğu iki grubun tartışması bir anda kavgaya dönüştü. Kavga sırasında iki genç diğer grup tarafından darp edildi. Şahıslardan birinin, elinde bulunan bıçağı göstermesi korku dolu anların yaşanmasına neden oldu. Tekme ve yumruk darbeleriyle suratları kana bulanan iki genç daha sonra olay yerinden ayrıldı.

YÖK’ten de katsayı belgelerini istendi.

Pazar, Şubat 28th, 2010

AK Parti hakkında inceleme olduğunu söyleyen Başsavcı Yalçınkaya YÖK’ten de katsayı belgelerini istedi.

AK Parti ile ilgili inceleme olduğunu söyleyen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, üniversiteye giriş sistemiyle ve katsayıdaki yeni düzenlemelerle ilgili belgeleri YÖK’ten istedi.

AK Parti’ye açılan ilk davada, türban düzenlemesi, YÖK’ün üniversitelere gönderdiği ‘türban serbestisi’ genelgesi, imam hatipler lehine katsayı düzenlemesi iddianamede kapatma delili olarak gösterilmişti.

Hürriyet’in haberine göre AK Parti’nin kapatılmasına ilişkin dava açacağı haberleriyle ilgili, “Sadece inceliyoruz. Eğer incelemede deliller ciddi olursa o zaman soruşturma aşamasına geçilecek” diyen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, YÖK’ten üniversiteye yeni giriş sistemi ile katsayıdaki yeni düzenlemelere ilişkin belge ve bilgi istedi.

TÜM BELGELER VERİLECEK

YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, Başsavcı Yalçınkaya’nın kendilerinden bilgi istediğini doğrulayarak, şöyle dedi: “Geçen perşembe Başsavcılık’tan bir yazı geldi. Bizden yeni sistemle ve katsayıyla ilgili belgeler istediler. Aldığımız kararları ve bu bilgilerin olduğu tüm belgeleri toplatıyorum. Kendilerine hepsini ileteceğiz.”

KATSAYI KIRMIZI ÇİZGİ

Başsavcılığın, YÖK’ten istediği bu bilgi ve belgeler incelemenin soruşturmaya dönüştürülmesi kararı verilebilmesi açısından kritik önem taşıyor. Çünkü Ak Parti kararında türban gibi imam hatipler lehine katsayı düzenlemesi de laikliğe aykırı ve ‘kırmızı çizgi’ olarak yer almıştı.

İLK DAVADA DELİLDİ
Ak Parti’ye açılan ilk davada, türban düzenlemesi, YÖK’ün üniversitelere gönderdiği ‘türban serbestisi’ genelgesi, imam hatipler lehine katsayı düzenlemesi iddianamede kapatma delili olarak gösterilmişti. Ak Parti kararında, katsayı düzenlemesi laiklik ilkesine aykırı görülmüş ve “Partinin Anayasa’nın 68’inci maddesinin 4’üncü fıkrasında belirtilen ‘demokratik ve laik cumhuriyet ilkesine aykırı bazı eylemleri’ belirlenmiştir. Ancak davalı partinin bu doğrultudaki siyasal mücadelesini laiklik ilkesinin Anayasa’nın somut kurallarında ortaya çıkan tercihe uygun biçimde yürüttüğü savunulamaz” denilmişti.

AK Parti’ye çağrı :hukukun üstünlüğünü kabul et

Pazar, Şubat 28th, 2010

Dünyanın en saygın gazetesi tutuklanan generalleri konu aldı. “Ak Parti artık bu kan davasını bitirmeli, hukukun üstünlüğünü kabul etmeli” dedi.

Dünyanın en saygın gazetelerinden ABD’de yayınlanan Los Angeles Times, dün yayınladığı bir baş yazıda, darbe planı nedeniyle tutuklanan generalleri konu aldı

“Türkiye’de ordu yargılanıyor” başlıklı başyazıda şu ifadelere yer verildi:

“Türk Ordusu uzun yıllardır Türkiye’deki laikliğin koruyucusu olarak görev yaptı, bu bazen darbe yapmak anlamına gelse de. Askeri ve sivil liderler arasındaki gerginlik neredeyse ordunun bir subayı olan Atatürk’ün 1923’te çağdaş demokrasi, milli birlik ve din ile devletin ayrılması ilkeleri üzerinde kurduğu Cumhuriyetin kendisi kadar eskiye dayanıyor.

ORDU DARBELERLE İSLAMİ HÜKÜMETİ EKARTE ETTİ

Ordu, son 50 yılda dört darbe yaptı ve laik yasaları militan bir şekilde uyguladı. 1997’de ilk kez İslamcıların yönetiminde bulunduğu hükümeti ekarte etti. Ancak İslami hareket güçlü bir şekilde varlığını sürdürdü ve AKP 2002 seçimlerini kazandı. Bir kesim, Erdoğan’ın Arap ve Müslüman komşularına Türkiye’nin AB’ye girişine katkı yapacak ekonomik destek ve yeni piyasalar için yöneldiğini savundu.

ABD VE AB’DEN AK PARTİ’YE HUKUKA UYGUN YÖNET ÇAĞRISI

Kimileri de Erdoğan’ın Doğu ve Batı arasında sadece iki tarafla da iyi ilişkiler kurması durumunda aracı olabileceğini kaydetti.Türkiye’nin, AB’ye girmek kadar, bölgesel bir güç rolü oynama isteği kesin ve bu yaşanan anı kritik kılıyor. ABD ve AB Türk hükümetine haklı olarak darbe iddialarıyla ilgili araştırmaları açık bir şekilde ve hukuka uygun olarak yönetmesi çağrısında bulunuyor.

HÜKÜMET KAN DAVASINI BİTİRMELİ

Askerlerin darbeler döneminin geride kaldığını kabul etmesi gerektiği gibi hükümet de kan davasını ve siyasi fırsatçılığı reddetmeli ve hukukun üstünlüğünü kabul etmeli. Bu, Türk hükümetinin asker sanıkların sivil yargıda adil bir şekilde yargılanmalarının sağlanmasında rol model olması için bir fırsat.

Darbe karşıtı büyük bir gösteri yürüyüşü yapacak.

Pazar, Şubat 28th, 2010

70 Milyon Adım Koalisyonu 28 Şubat’ın yıldönümünde darbe karşıtı büyük bir gösteri yürüyüşü yapacak.

Yüksek yargının karargâhta brifing aldığı, yayın toplantılarına askerlerin girdiği, gazetecilerin andıçlandığı 28 Şubat postmodern darbesi 13′üncü yılını dolduruyor. 70 Milyon Adım Koalisyonu 28 Şubat’ın yıldönümünde darbe karşıtı büyük bir gösteri yürüyüşü yapacak.

Zaman’dan Elif Nesibe Özbudak’ın haberine göre Türkiye, Kafes, İrtica Eylem Planı ve Balyoz darbe planlarıyla hesaplaşırken 28 Şubat postmodern darbesi 13′üncü yılını dolduruyor. Yüksek yargının karargahta brifing aldığı, yayın toplantılarına askerlerin girdiği, gazetecilerin andıçlandığı 28 Şubat’ın bin yıl süreceği iddia edilmişti. Üniversitelerde başörtüsü krizlerinin yaşandığı, sahte cemaat liderlerinin cübbelerle sokaklarda dolaştırıldığı postmodern darbe, bu yıl çeşitli gösterilerle protesto edilecek.

İstanbul’da 70 Milyon Adım Koalisyonu ve Sivil Dayanışma Platformu 28 bugün Taksim Tünel’de başlayıp Meydan’da sona erecek bir protesto yürüyüşü düzenliyor. 15.00′te başlayacak yürüyüş, “Erken Final: Bin Yılın Sonu” başlığını taşıyor. 70 Milyon Adım Koalisyonu’nun “Ordunun, medyanın, yüksek mahkemelerin ve dev anası sivil olmayan toplum kuruluşlarının el ele vererek gerçekleştirdiği dünyanın en ahlaksız postmodern darbesi” diye nitelediği 28 Şubat’ın yıldönümünde protestocular şöyle seslenecek: “28 Şubat bin yıl sürecek diyenlere/Bin yıl sürmesi için toprak altında vatandaşına atılmak üzere bomba saklayanlara/Bin yıl sürmesi için alçakça eylem planları hazırlayanlara/Bin yıl sürmesi için kalan son hukuk kırıntılarını da hiçe sayıp yargı darbesi yapanlara/Bin yıl sürmesi için çocukların üniversite puanlarına göz dikenlere/28 Şubat’ın bin yıl sürmeyeceğini söyleme zamanı geldi!/Pardon ama artık sizin bu saçmalıklarınızı çekemeyeceğiz.”

70 Milyon Adım Koalisyonu’ndan Şenol Karakaş, ortaya çıkan darbe planlarının, durduran olmazsa 28 Şubat’ın etkisinin bin yıl süreceğini gösterdiğini söylüyor. “Ya biz kazanacağız ya da darbeciler kazanacak. Arada durmanın imkanı kalmadı.” diyen Karakaş, Genelkurmay’da gerçekleşen toplantıları da hayra yormuyor: “Askerlerin, sivil siyasetten bağımsız olarak bir toplantı yapmaya hakları yoktur. Çünkü Türkiye, Deniz Baykal’ın uydurduğu gibi işgal altında değil. Bu toplantılarla üst düzey komutanların alınmasını engellemek istiyorlar. Meclis’e, hukuka baskı yapıyorlar, pazarlık gücü oluşturmak istiyorlar. Askeri memurların pazarlık gücünün olmaması gerekir.” Karakaş, Balyoz soruşturması, HSYK ve Danıştay kararları nedeniyle pazar günkü yürüyüşe katılımın öncekilerden fazla olmasını bekliyor.

28 Şubat’ı protesto eden kuruluşlardan biri de Özgür-Der. Postmodern darbenin yıldönümünde 13.00′te Beyazıt Meydanı’nda bildiri okuyacak olan derneğin Genel Başkanı Rıdvan Kaya, “28 Şubat darbecileri ve tüm darbeciler sadece tankla iş görmüyor. Medyayı da kullanarak propaganda yapıyorlar. Halk bu konuda ciddi bir irade kullanırsa ‘yaptırmayız, izin vermeyiz’ demeleri de bir anlam ifade etmez.” diyor

AK Parti böyle bozuldu!

Pazar, Şubat 28th, 2010

İslami-solun kadın yazarlardan Cihan Aktaş’a göre AK Parti muhalefette olsaydı TEKEL eyleminin yanında olurdu.

Cihan Aktaş gazeteciliğin yanı sıra ödüllü hikayeci, romancı ve mimar. Kadın yazar 80’den bu yana edebiyat dışında eleştirel incelemeleriyle, bilhassa kadından, vicdandan ve ezilenden yana duruşuyla öne çıkan bir kimlik.

Sosyal ve siyasi konularda da kuşatıcı yazılar kaleme alan Cihan Aktaş’a göre eğer AK Parti muhalefette olsa TEKEL grevinin yanında olurdu.

İşte Radikal Cumartesi Eki’nden Pınar Öğünç’ün sorusu ve Aktaş’ın yanıtı:

Türkiye’de ‘İslamiyyet, kapitalizme mi yakındır, sosyalizme mi?’ tartışmaları yoğunluklu olarak son üç dört yıldır yaşanıyor. Sizce AK Parti ikinci kez seçilmeseydi, adına ‘Müslüman sol’ mu derdiniz, ‘sol ilahiyat’ mı fark etmez, bu konuları konuşuyor olur muyduk? İktidarın ekonomi politikalarının böyle kazancı olduğu fikrine katılır mısınız?

Türkiye’de Cumhuriyet(‘ten sonra devlet ideoloji ve Cumhuriyet seçkinleri, topluma dinin özel hayatla sınırlmandırılmasını bir modernleşme gereği olarak vazetti, hatta dayattı. Hep muhalefette, hatta yeraltındaydınız ve ‘öz yurdunda parya’ hissiyatı içinde de melankolik, nahif. AK Parti’nin iktidarda olmasının kuşkusuz Müslümanlar üzerinde sistemle barışma ve uzlaşma yolunda güçlü bir etkisi var. Anadolu insanının kentleşmesi, muhafazakar insanın tüketim ideolojisiyle tanışması, kısmen sanal bir globalizmin türlü etkileri gibi yeni fenomenlerin buluştuğu karmaşık bir süreç bu. Sonuçta AK Parti hükümeti İslami bir gelenekten gelse bile sistemle belli bir uzlaşma temelinde siyaset yapıyor; kendini de doğru ya da yanlış, ‘muhafazakar’ olarak isimlendiriyor. Bir pragmatizm ve kriz aşma temelli siyaset ortama hakim durumda. AK Parti başörtülülerin oyunu aldı, ama sonra bu yasağı kaldırmayı toplumsal konsens üs süreçlerine bağladı ki söz konusu yasak yüzünden insanlar zarar görmeye devam ediyor. Benzeri bir handikap TEKEL işçilerinin grevinde de kendini gösterdi. Muhalfette AK Parti bu grevin yanında olurdu, ama iktidardayken işçilerin taleplerine olumlu cevap vermenin sorumluluğunu üzerine alamıyor. ‘Dünyevi adaleti kim tesis edecek?’ Bu soruya ideolojilerin yaşattığı hayal kırıklığının sarsıntılarını yaşamaya devam eden günümüz insanının düşünceleri bulanık. İnsanlar her şey çürüyorken ve yozlaşıyorken, temiz ve güven uyandıran bir kaynak olarak d in, yücelerde bir yerde, el sürülmeyecek şekilde mevcut olsun istiyorlar. AK Parti, TEKEL grevi ve benzeri bağlamlarda İslami argümanlarla, ayeti k erime ve hadisi şeriflerle sorgulanıyor bakıyorsunuz. Oysa iyilik ve anlam soyut bir şekilde gelişmiyor. Yani soyut bir Müslüman cemaat yok. Özgürce söz söylemesi uzun zaman engellenmiş insanların soyut kutsal misyonu koruması çok özel çabalara bağlı. Allah’tan vicdan diye bir şey de var. Sahici, bazen kendini sorgulamayı sürdüren, bazen de eline geçen imkanları niye hak ettiği üzerine düşünceler üreten insanlar var. Yeni bir tanımlanma ellenme, süzülme sürecinden geçiyoruz gibi geliyor bana.

CHP’nin ahlaksız teklif olarak nitelendirdiğimiz bu teklifi reddettik!

Pazar, Şubat 28th, 2010

CHP’nin 1999’da HADEP’ten sonra ÖDP’ye de ittifak teklifi götürdüğü ortaya çıktı.

Dönemin ÖDP Genel Başkanı olan BDP Milletvekili Uras, “Bize ‘Sizleri Diyarbakır’dan aday gösterelim. Kürtler’in oylarını almak istiyoruz’ dediler. Ahlaksız teklifi reddettik” dedi…

Bugün’den Bilal Çetin’in haberine göre 1999′da CHP-HADEP ittifakı için terör örgütü PKK’nın Avrupa sorulmusu ile yüz yüze görüştüğü iddia edilen CHP lideri Deniz Baykal’ın o dönem ÖDP’ye de teklif götürdüğü ortaya çıktı. ÖDP eski Genel Başkanı ve BDP Milletvekili Ufuk Uras, 1999 seçimleri öncesinde Baykal’ın ÖDP’ye de ittifak teklifinde bulunduğunu açıklayarak “Ahlaksız teklifi reddettik” dedi.

AHLAKSIZ TEKLİF

1999 seçimleri öncesinde CHP’li Bülent Tanla’nın ÖDP Genel başkan Yardımcısı Saruhan Oluç ile görüştüğünü açıklayan Uras, Tanla’nın, ittifak önerisinde bulunduğunu belirterek, “Bize ‘Sizleri Diyarbakır’dan aday gösterelim. Kürtler’in oylarını almak istiyoruz’ dediler. Biz bu teklifin kamuoyuna açık açık yapılmasını istedik. Ancak bunu açık açık yapamayacaklarını söylediler. Bu nedenle ahlaksız teklif olarak nitelendirdiğimiz bu teklifi reddettik” dedi.

HADEP’TEN SONRA BİZE

Uras, CHP’nin 1999 seçimleri öncesinde ittifak için büyük çaba harcadığını belirtirken “Sırrı Sakık’ın açıklamalarından anladığım kadarıyla önce HADEP’le görüşme yapmışlar. Ondan sonra bize gelmişler. Ben CHP’nin HADEP’le ittifak arayışını yalanlamasını anlamıyorum. Bu insanlara vebalı muamelesi yapılması doğru değildir. 1999 seçimlerinde ittifak yapılmıştır. CHP tarafından yapılan ayaküstü yalanlamalar doğru değil” diye konuştu. Uras, yaşanan hiçbir şeyin gizli kalmayacağını belirterek, “ Siyasiler adımlarını atarken dikkat etmeli” dedi.

PKK’NIN AVRUPA SORUMLUSUYLA GÖRÜŞME YAPTI

CHP-HADEP görüşmelerini yapan kilit isimlerden dönemin İHD Mardin Şube Başkanı Cemil Aydoğan, BUGÜN’e yaptığı açıklamada şok görüşmeyi şöyle anlatmıştı:

“Baykal, HADEP’in Genel Merkezi’ndeki Sırrı Sakık, Murat Bozlak, Sedat Yurttaş gibi isimlerden kurtulmak için PKK’nın Avrupa sorumlularıyla görüşmek istedi. Avrupa sorumlularıyla görüşmesini sağlamaya çalıştım ama bir süre sonra bana ‘Örgütün Avrupa sorumlularından Tuncelili biri gelip benimle görüşecek’ dedi. Kimdi, neydi bilmiyordum ama gelip Ankara’da Baykal’la görüştü. Tanıyamadım. Muhtemelen, benimle görüşürken başka kanallarla da görüşüp Avrupa sorumlularına ulaşmıştı.”

CHP’de gerilim: ‘Sus artık sus’

Pazar, Şubat 28th, 2010

CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman, gensoru görüşmeleri sırasında AK Parti sıralarından yine en çok tepki çeken isimdi. Arıtman, CHP sıralarının önünde oturmasına rağmen Grup Başkanvekili Hakkı Süha Okay tarafından yerinden kaldırılarak arka sıralara gönderildi. Ancak Arıtman, arka sıralara geçmesine rağmen hatiplere laf atmaya devam etti.

YETER ARTIK BE…

Bugün’ün haberine göre İçişleri Bakanı Atalay, kürsüde konuşurken dayanamayarak, “Burada bir sayın bayan milletvekili var, ben ne zaman kürsüye çıksam konuşmaya başlıyor. Sanki milletvekili değil, buraya bağırmaya gelmiş, böyle bir şey olamaz” diyerek tepkisini gösterdi. Arıtman’ın hemen yanındaki sırada oturan AK Parti Kadın Kolları Başkanı ve Gaziantep Milletvekili Fatma Şahin de, dayanamayarak “Yeter artık be, yeter be” diye bağırdı.

Şahin’in sesi Genel Kurul salonunda yankılanırken, Arıtman ile Şahin’in kavga etmelerini önlemek için idare amirleri devreye girdi. Ancak Arıtman, tüm bu olanlara rağmen laf atmaya devam etti. Sonunda CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol, eliyle ‘Sus artık sus’ işareti yaptı.

ADANA’da yıldırım düştü

Pazar, Şubat 28th, 2010

ADANA’da yıldırım düşmesi sonucu bir caminin minaresinden kopan taş parçaları 2 araçta maddi hasara yol açtı.

Olay, saat 22.00 sıralarında Cemalpaşa Mahallesi 66001 sokak’ta meydana geldi. Akşam saatlerinde başlayan sağanak yağış sırasında Nakkaşlar Camii’nin minaresine büyük bir gürültüyle yıldırım düştü.

Minareden kopan taş parçaları, park halinde bulunan Mustafa Süzer ile Akın Yalçın’a ait 01 SS 075 ve 01 UN 123 plakalı araçların üzerine düştü. Olay sırasında şans eseri sokakta kimse bulunmazken, otomobillerde büyük çapta maddi hasar meydana geldi. Yıldırım sonrası bölgede elektrikler kesilirken, bazı vatandaşların elektronik aletlerinin bozulduğu belirtildi.

Sağanak yağış nedeniyle zaman zaman trafikte aksamalar yaşanırken, bazı araçlar yollarda kaldı.