Archive for the ‘Ekonomi Haberleri’ Category

Konut alacaklar Dikkat !

Pazar, Şubat 28th, 2010

Piyasalarda yatırımcı güveni oluştuğunun en önemli belirtisini emlak sektörü verdi.

Konut kredisi kullanan her iki kişiden biri beş ile on yıl arası vadelerde borçlanmayı tercih etti. 10 yıldan daha uzun vadeli borçlananların oranı da yüzde 14’ü buldu…

Bugün’den Selma Şenol’un haberine göre emlak piyasası, küresel krizden çıktığının ipuçlarını verdi. Konut kredisi kullanıcısı, uzun vadeli borçlanma korkusunu aştı. Her iki konut kredisi kullanıcısından biri 5 ile 10 yıl arası vadelerde borçlandı. 10 yıldan daha uzun vadeli borçlananların oranı yüzde 14’ü buldu. Böylece beş yıl ve daha uzun vadelerde borçlananların toplamı yüzde 63’e ulaştı. Son 3 ayda uzun vadelerdeki kredi kullanımı en az 2 milyar TL artış gösterdi. Krizde duran satışlar da yeniden canlandı. 2009’un tamamında satışlardaki artış yüzde 24.5 oldu ve 531 bin 746 konut satıldı. Konut kredileri de özellikle 10 yıl vadeli faizlerin yüzde 1’in altına indiği ekim ayından itibaren yönünü yukarı çevirdi. Kredi kullanımı kasım ayında yüzde 2.45, aralıkta yüzde 1.61, ocakta yüzde 2.21 oranında artış kaydetti.

BİR ARSAYA 1.1 MİLYAR DOLAR

Ekonomik göstergelerin yanı sıra, son dönemde gerçekleşen bazı ihale sonuçları da kriz sonrası canlanmanın işaretlerini verdi. Emlak Konut’un Ataşehir’in doğusunda bulunan 99.1 dönümlük arsası için yapılan ihalede en yüksek teklif tutarı 1.1 milyar dolar gibi rekor bir düzeydeydi. İhaleyi değerlendiren Emlak Konut GYO Genel Müdürü Murat Kurum bu teklifin tüm zamanların rekoru olduğunu, aynı zamanda rakamın kriz sonrası piyasadaki canlanmanın göstergesi olduğunu söyledi.

ÖNCE STOKLAR ERİYECEK

İMSAD Başkanı Orhan Turan da faizlerin daha fazla düşmeyeceğine yönelik söylemler nedeniyle yatırımcıların mevcut faizleri inşaata yatırım için fırsat olarak gördüklerini söyledi. İnşaata yatırım yapma isteğindeki tüketicilerin talebi artıracağını, bunun da öncelikle stokların erimesini sağlayacağını savunan Turan “mevcut stoklar, şimdilik bu talebin konut üretimine yansımasını geciktirecek” dedi. Genel istihdama katkısı yüzde 6.3 düzeyinde olan inşaat sektöründe hareketlenmenin ülke ekonomisinin işsizlik oranının yeniden azalma eğilimine girmesine neden olacağını belirten Orhan Turan, Türkiye’nin hızlı büyüdüğü dönemde öncü sektörlerden olma işlevini üstlenen inşaat sektörü için önümüzdeki dönemde ciddi fırsatlar bulunduğunu açıkladı.

2005’TEN DAHA iYi

Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı Ali Fuat Erbil, konut kredisindeki hareketin, emlağın en parlak günlerinin yaşandığı 2005 yılından bile daha iyi olduğuna dikkati çekti. Konut kredisi geçen yıl yüzde 13 büyüdü ve 42.5 milyar liraya ulaştı. Halen sektörde günde bin-bin 200 adet kredi kullandırılıyor. Kötü günlerin geride kaldığını belirten Garanti Bankası yetkilileri, sektörün bu yıl yüzde 17-18 büyüyerek 50 milyar liraya ulaşabileceğini söyledi.

Avrupa Konseyi yargı reformuna katkı amacıyla yeni bir proje başlattı.

Cuma, Şubat 26th, 2010

Avrupa Konseyi, Türkiye’deki üst düzey yargı memurlarının eğitimi ve 30 ay sürecek yargı reformuna katkı amacıyla yeni bir proje başlattı.

Maliyetini Avrupa Birliği’nin karşılayacağı ve Türkiye’nin de üyesi olduğu Avrupa Konseyi bünyesinde gerçekleşecek olan “yargı açılımı” için 3 milyon 300 bin Euro ayrıldı.

Türkiye’de yargı reformunun “eksiksiz” uygulanması için, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin hukukçular tarafından daha iyi algılanması ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının daha iyi “tahlil” edilmesi amacıyla başlatılan proje kapsamında, AB’nin konuyla ilgili müktesebatının da incelenmesi yer alıyor.

30 ay sürecek

‘Yüksek Yargı Kurumlarının Avrupa Standartları Bakımından Rollerinin Güçlendirilmesi’ adını taşıyan proje, en üst düzey yargı memurlarını da kapsayacak. Temmuz 2012’ye kadar sürdürülecek olan proje, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ile ortaklaşa yürütülecek. Projenin ana hatları şöyle:

* Bu kurumlardaki üst düzey yargıç ve savcı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, AİHM kararları, Avrupa Sosyal Şartı ve AB müktesebatı konusunda mesleki eğitim alacak.

* Yuvarlak masa toplantıları, 12 konferans ve 16 eğitim semineri düzenlenecek.

* Türk yargıç ve savcılar için AİHM’in bulunduğu Strasbourg, Avrupa Adalet Divanı’nın görev yaptığı Lüksemburg ve diğer AB kurumlarının merkezini barındıran Brüksel’de toplantılar yapılacak.

* Üst düzey yargıç ve savcılar, Avrupalı uzmanlarla görüş alışverişinde bulunacaklar.

* Adli makamlar, adil yargılanma, işkence ve kötü muamelenin yasaklanması, ifade, düşünce, din, vicdan ve örgütlenme özgürlüğü, mülkiyet hakkı ve çevre ve sosyal hakların korunması konularında eğitilecekler.

* Toplantılarda, siyasi parti ve derneklerin kapatılması, siyasi partilerin seçim kampanyalarının finansmanı, Yargıtay ile istinaf mahkemelerinin ilişkisi, yargıda performans değerlendirmesi, yüksek mahkemelerde mahkeme yönetimi sistemi, yüksek mahkemelerin iş yükü için muhtemel çözümler, mahkemelere erişim, yüksek mahkemeler ile bölge idari mahkemeleri arasındaki ilişki, cinsiyet eşitliği, göç, mülteci ve kamulaştırma usulleri ele alınacak.

Yeni anayasaya kolaylık

Avrupa Konseyi ve AB yetkilileri, Türkiye’nin Avrupa standartlarında bir yargı reformuna kavuşması için bu tür program ve projelerin faydalı olacağını, Avrupa standartlarında hazırlanacak yeni bir Anayasa’nın durumu kolaylaştıracağını belirttiler.

2 bin 800 kişiye iş

Perşembe, Şubat 25th, 2010

Sabancı Holding, 2010 yılında personel sayısını yüzde 5 artırarak 55 bin 200′den 58 bine çıkarmayı planlıyor.

Sabancı Holding’in Yıllık Paylaşım Toplantısı, Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı ve CEO’su Ahmet Dördüncü’nün katılımıyla gerçekleştirildi.

Toplantıda kesin olmayan sonuçlar doğrultusunda verilen bilgiye göre, 2010 yılı Holding şirketlerinin yeniden karlı büyümeye başlayacağı bir yıl olarak değerlendirilirken, bu yılın ekonomi ve şirketler için belirsizliğin göreceli olarak daha az olacağı bir yıl olması beklendiği vurgulandı.

2008 yılında 19 milyar lira olan konsolide net satışını 2009′da yüzde 2 artırarak 20 milyar liraya yükselten Sabancı Holding’in, 2010 yılında ise konsolide net satışlarını yüzde 6 artırarak 21 milyar liraya yükseltmesi öngörülüyor.

2009 yılında 2008′e göre konsolide faaliyet karını yüzde 47 artırarak 3,9 milyar liraya çıkaran Holding, 2010 yılında konsolide faaliyet karını yüzde 3′lük artışla 4 milyar lira düzeyine çıkarmayı amaçlıyor.

Sabancı Holding, 2010 yılında 1 milyar dolar ihracat gerçekleştirmeyi hedefliyor.

2009′da 1,1 milyar dolarlık yatırım yapan Holding, 2010′da 1,6 milyar dolarlık yatırım yapmayı planlıyor.

Sabancı Holding’in 2009 yılı sonunda toplam aktifleri 101 milyar lira olan 2008′e göre yüzde 4 artışla 105 milyar liraya ulaştı.

2010 yılında Holding, personel sayısını yüzde 5 artırarak 55 bin 200′den 58 bine çıkarmayı planlıyor.

Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, 2010 yılının olumlu başladığını, Orta Vadeli Plan(OVP) ve bütçe hedeflerinin gerçekleştirilebilir olduğunu söyledi.

Sabancı, “Bugün de global dünyadaki belirsizlikler azalarak devam etmekte, OVP ve bütçede, hedeflerin 2010 yılında gerçekleştirilebilir olduğu gözükmekte. Ancak bunun yanında hem iktidarın hem de muhalefetin demokratik yarışmayı yapıcı ve hoşgörülü bir çerçeve içinde yürütmesi, gerginlikleri azaltacak tavır içinde olmaları, ülke ekonomimizin yaratmak zorunda olduğu istihdam ve büyüme için çok değerli bir destek oluşturacaktır” dedi.

TOKİ’den müjde,yüzde 20 indirim

Perşembe, Şubat 25th, 2010

Müjdeyi Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım verdi. TOKİ’den konut alanlar isterlerse yüzde 20 indirim alabilecekler!

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, TOKİ’nin peşin ödemede indirim kampanyası yapacağını, indirim miktarının da yüzde 20 civarında olacağını bildirdi.

TBMM Genel Kurulunda, TOKİ’ye ait arazi ve arsalara arazi vergisi muafiyeti getirilmesini öngören kanun tasarının görüşmeleri sürüyor.

Tasarı üzerine grubu adına söz alan CHP Trabzon Milletvekili Akif Hamzaçebi, TOKİ’nin inşaat işine girmesinin yanlış olduğunu, bu kurumun, konut kredisi verme, kentsel dönüşüm projelerini onaylama görevlerini yürütmesi gerektiğini ileri sürdü.

TOKİ’nin teslim ettiği konutlarla ilgili eleştirilerde bulunan Hamzaçebi, konutunu teslim alan vatandaşın evde onarım işine başladığını söyledi. Hamzaçebi ayrıca, TOKİ’nin Bayındırlık ve İskan Bakanlığına bağlanması gerektiğini kaydetti.

MHP Grubu adına söz alan Tekirdağ Milletvekili Kemalettin Nalcı, TOKİ ile ilgili konuda Hükümetin yalnızca 2003 sonrası faaliyetleri anlattığını, oysa kurumun bundan önceki yıllarda da önemli çalışmalarının bulunduğunu dile getirdi. Nalcı, TOKİ’nin 1984-2002 yılları arasında 43 binin üzerinde konut yaptığını, 940 bin konutun da yapılmasına vesile olduğunu söyledi.
BDP Grup Başkanvekili Bengi Yıldız, kendisinin de 2005 yılında TOKİ’den konut satın aldığını, evde çok sayıda eksik olmasına rağmen yıllardır bu konuyu şikayet edecek bir merci bulamadığını anlattı. Evinin odalarındaki kapıların bile kapanmadığını belirten Yıldız, TOKİ’nin, konutlarda işçilikten kaçındığını öne sürdü.

TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Nusret Bayraktar da muhalefetin, TOKİ konusunda bardağın boş tarafını görerek konuştuğunu söyledi. Bardağın dolu tarafının, boş taraftan daha fazla olduğunu ifade eden Bayraktar, tenkit edilirken gerçeklerin saptırılmaması gerektiğini kaydetti.

Kurumun, İstanbul’daki çalışmaları ile ilgili eleştirilere yanıt veren Bayraktar, TOKİ’nin İstanbul Ataşehir’deki yatırımları nedeniyle buranın cazibe merkezi haline geldiğini anlattı.

PEŞİN ÖDEMEDE İNDİRİM

Milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, TOKİ’nin peşin ödemede indirimle ilgili bir kampanya yapacağını, indirim miktarının da yüzde 20 civarında olacağını bildirdi.

TOKİ’ye olan borcunu 2 taksit üst üste ödemeyenler için önce ihbar işleminin gerçekleştiğini, ardından da tahliye davası açıldığını belirten Yıldırım, bu kapsamda 277 dava açıldığını, bunlardan 40′ının TOKİ’nin lehine sonuçlandığını, diğer davaların ise sürdüğünü kaydetti.

Konuşmaların ardından tasarının 5. maddesi kabul edildi.

eşitsizlik ortadan kalkıyor,Memura 317 lira ek ödeme!

Çarşamba, Şubat 24th, 2010

Kamuda döner sermayeden faydalanan memurlara yönelik bir çalışma başlatıldı. Bundan sonra eşitsizlik ortadan kalkıyor.

Maliye Bakanlığı, kamuda döner sermaye alan 400 bin memuru ilgilendiren bir çalışma başlattı. Buna göre memurlara artık izin ve rapor döneminde de döner sermaye ödenecek!

Ek ödeme miktarı hemşire için 317, hizmetli için 268 TL olacak. Mevcut uygulamada, izinli ya da raporlu memur, o ay sadece çıplak maaş alıyor. Yeni düzenlemeyle artık kamu çalışanlarının aylık geliri, maaş artı ek ödemenin altında olamayacak.

Zaman gazetesinin haberine göre çalıştıkları kurumların geliri düşük olduğu için daha az ek ödeme alan memurlar için de önemli bir adım atılıyor. Bu durumdaki çalışanlar, şimdiye kadar, düşük aldıkları döner sermaye farklarını yıl sonunda toptan alıyordu.

HER AY EN AZ 317 LİRA EK ÖDEME ALACAKLAR

Örneğin Siirt Kurtalan Kayabağlar Sağlık Ocağı’nda çalışan bir hemşire aylık 190 lira döner sermaye alırken, Ankara’daki meslektaşı 350 TL alabiliyordu. Düşük döner sermaye alan bu durumdaki kişiler, ek ödeme tabanı olan 317 lira baz alınarak yıl sonunda mahsuplaşmaya gidiyordu.

317 liranın altında aldığı aylardaki farklar, yıl sonunda kendine ödeniyordu. Şimdi ise her ay en az 317 TL ek ödeme alacaklar. Düzenlemenin hayata geçmesi için hükümetle memur sendikaları toplu görüşme masasında mutabakata varmıştı.

Maliye Bakanlığı, düzenlemenin ayrıntılarını belirlemek için 9 Mart’ta yetkili sendikaların temsilcileriyle masaya oturacak. Düzenleme en fazla sağlık çalışanlarını ilgilendiriyor. Çünkü döner sermaye alan çalışanların önemli bölümü sağlıkçı.

Sağlık-Sen Başkanı Mahmut Kaçar, sağlıktaki döner sermayelerin, diğer kamu çalışanlarına yapılan ek ödemenin altında olduğunu belirtiyor. Yapılacak düzenleme ile aylık döner sermaye ödemesi, 317 TL’lik ek ödemenin altında olamayacak.

Yıllık izin ve rapor durumlarında da sağlık çalışanlarının döner sermaye gelirlerinin kesildiğine dikkat çeken Kaçar, düzenlemenin hayata geçirilmesiyle birlikte yüz binlerce kamu çalışanı için çok önemli bir mağduriyetin çözüleceğini aktarıyor. Kaçar, “2009 toplu görüşmelerinde sendikamızın talebi üzerine aylık ek ödeme mahsuplaşmasına gidilmesi konusunda mutabakata varıldı.

Aylık ek ödeme mahsuplaşması hayata geçirildiğinde, döner sermaye geliri 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname’de belirlenen ek ödemenin altında olmayacak. Ayrıca kamu çalışanları, yıllık izin ve rapor dönemlerinde ek ödeme alabilecek. Maliye Bakanlığı ile yapacağımız toplantıda sürecin bir an önce tamamlanması konusunda ısrarlı olacağız.” değerlendirmesini yaptı.

Kadın girişimcisi Yarışması

Çarşamba, Şubat 24th, 2010

Garanti Bankası ve Ekonomist dergisinin ortaklığı ve Türkiye Kadın Girişimciler Derneği’nin katkılarıyla gerçekleştirilen “Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması”, bu yıl 4. kez düzenleniyor.

Garanti Bankası ve Ekonomist dergisinin ortaklığı ve Türkiye Kadın Girişimciler Derneği’nin (KAGİDER) katkılarıyla gerçekleştirilen “Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması”, bu yıl 4. kez düzenleniyor. Türkiye’de yaşayan, şirketinde hakim ortak olan ve şirketinin yıllık cirosu 25 milyon TL’ye kadar olan tüm kadın girişimcilerimiz yarışmaya katılabilmekte.
2010 Yılında “Türkiye’nin Kadın Girişimcisi” veya “Türkiye’nin Kadın Sosyal Girişimcisi” neden siz olmayasınız?

kemerleri sıkabiliriz!

Pazartesi, Şubat 22nd, 2010

Bakan Babacan açık açık söylemese de ekonomide atılan bazı adımların rahatsızlık verebileceğini söyledi.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, bugünlerde mevcut krizin çok ötesine ve dünyada kriz nedeniyle yaşanan kötü tecrübelere baktıklarını belirterek, “Neler yapmalıyız ki, ileride oluşabilecek benzer sorunlarda kendimizi koruyalım. Tabi atılacak bazı adımlar rahatsızlık verecek. Gelecek nesilleri korumak adına bunu yapmamız lazım” dedi.

Babacan, kriz öncesinde bankaların üzerinde çok ciddi durduklarını, problemli bankaları tespit ettiklerini, sessizce sermayelerinni yeniden yapılandırmalarına bir bakıma teşvik ettiklerini belirterek, “Bazen havuç, bazen sopalar kullandık. Krize girdiğimizde Türk bankaları yapacaklarını yapmış durumdalardı. Testi kırılmadan yapacaklarımızı yaptık” dedi.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, bugünlerde mevcut krizin çok ötesine ve dünyada kriz nedeni ile yaşanan kötü tecrübelere baktıklarını belirterek, “Buralardan neler öğrenebiliriz? Neler yapmalıyız ki, ileride oluşabilecek benzer sorunlarda kendimizi koruyalım. Tabi atılacak bazı adımlar rahatsızlık verecek. Bunun çok iyi farkındayız. Gelecek nesilleri korumak adına bunu yapmamız lazım” dedi.

İstanbul’da düzenlenen Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği(TOBB) Eurochambres Ortak Üyeler Komitesi Toplantısı’nın açılışında konuşan Bakan Babacan, krizin etkilerinin henüz tamamen silinmediğini söyledi. Hangi açıdan ele alınırsa alınsın,son krizin modern ekonominin gördüğü en derin kriz olduğunu, özellikle tüketimin birçok ülkede düştüğünü, hane halkı varlığının önemli bölümünün eridiğini belirten Babacan, bu nedenlerden dolayı pek çok ülkede derinleşen krizin etkilerinin kısa sürede kalmamasının söz konusu olmadığını ifade etti. Dünya genelinde kendi dinamiklerini oluşturamamış bir ekonomik toparlanmadan bahsedildiğine işaret eden Babacan, dünya genelinde artış işsizliğin krizden çıkışı uzatacağını belirtti.

“EMTİA FİYATLARI YÜKSEK VE DALGALI SEYRİNİ SÜRDÜRECEK”

Dünyada bankacılık sisteminin de normale dönmesinin vakit alacağı öngörüsünde bulunan Babacan, emtia fiyatlarının ise yüksek ve dalgalı seyretmeye devam edeceğini söyledi. Bazı ülkelerin zor kararları bugünden almak zorunda olduğuna dikkat çeken Babacan, “Bugün alınmayan zor kararlar, vakit geçerse acı tedbirler olarak gündeme geelcektir. Vakit geçmeden tedbir alınması pekçok ülkede önem taşıyor” önerisinde bulundu. Kriz nedeniyle birçok ülkenin reformdan bahsettiğini dile getiren Bakan Babacan, “Bugün itibariyle reformlarımızı tamamladık” dedi. Türkiye’nin bazı uygulamalarının artık örnek alındığını ifade eden Babacan, “2006′da çıkırdığımız kredi kartı yasası ile ABD’de çıkan yasa neredeyse madde madde aynı” dedi. Babacan, hükümet olarak bütçe açıklarının yüzde 1′in çekildiğini, borç stoğunun ciddi oranda düşürüldüğünü ve sağlam mali yapısı ile OECD ülkeleri arasında kamu bankalarına kaynak aktarmayan tek ülkenin Türkiye olduğunu dile getiren Babacan, Türkiye’nin krizden en hızlı çıkacak ülke olarak gösterildiğini kayretti.

“BORÇLANARAK AKTARILAN KAMU KAYNAKLAR İLELEBET SONUÇ VERMEZ”

Türkiye’nin 7-8 yıldır uyguladığı politikların temelinde özel sektör olduğunu vurgulayan Babacan, 2002 ile karşılaştırıldığında devletin birçok sektörden çekildiğini vurgaladı. Kamudan aktarılan kaynaklarla ve üstelik borçlanarak elde edilen kaynaklarla ekonomide ilelebet büyümeye çalışmanın sonuç vermediğine dikkat çeken Babacan, “En önemli politikamız devlet gölge etmesin, devlet yatırımcının önüne setler çemkesin oldu. Birinci görevimizi olarak bunu gördük. Çünkü açık bir ekonomide bürokrasi ile ilgili engelleri azaltıtğınnızda, özel sektörün dinamizmi zaten o ülkeyi alıp götürüyor. Yeter ki şartları, ortamı hazırlayın” dedi.

“ABD BİZDEKİ YÜZDE 25 PEŞİN ÖDEME KURALINI UYGULASAYDI KRİZ DERİNLEŞMEZDİ”

Babacan, bu söylediklerinin son kriz döneminde sorgulanan politikalar olduğunu da işaret ederek, “Özel sektör bu işi kendi kendine yapamıyor mı? Acaba devlet daha mı çok müdahil olmalı? Biz fikre asla katılmıyoruz. Devlet devlet olmanın görevini iyi yapsın yeter diyoruz. Devletin görevi illa ekonominin fiilen içinde olmak değil amam düzenleyici ve denetleyici rolünü iyi yapmalı. Bugün dünyada bir finans krizi yaşanıyorsa, bu düzenlemelerdeki eksiklikler ve denetimdeki yanlışlıklar nedeniyledir. Bizim Türkiye’de uyguladığımız peşin ödemede yüzde 25 kuralı eğer ABD’de uygulansaydı, biraz da iddialı konuşuyorum, dünyada böylesine bir krizin bu kadar derin yaşanması söz konusu olmazdı” dedi.

“KURALSIZ YARIŞ OLMAZ”

Serbest rekabet ortamında firmaların yarışarak en iyi hizmeti, uygun fiyatla sunmaya çalışmalarını, ekonomik başarının temelinde gördüklerini dile getiren Babacan şöyle devam etti:

“Ancak yarışma derken, hiç bir yarışma kuralsız olmaz. Bugünlerde kış olimpiyatlarını izliyoruz. Kim en iyi olacak onun mücadelesi veriliyor. O yarışlardaki kuralları kaldırın ve sonucu görün. Orada sadece bir kaos olur. Gerçek anlamda kim başarılı, kim başarısız onun sonucunu göremezsiniz. Serbest rekabet, daha iyi üretme yarışması, kuralların iyi konması ve oyuncuların da o kurallara iyi uyup uymadığının denetlenmesidir. İşte bunun dengesini iyi kurmak gerekiyor. Bu dengeyi iyi kuramazsanız ya tamamen özel sektörün oluşturacağı bir kaosa işler gidebilir. Ya da aşırı devlet müdehalesi sebebi ile ekonomilerde ciddi sorunlar yaşanabilir. Biz bu dengeyi Türkiye’de tuturmaya çalışıyoruz.”

“ATILACAK ADIMLAR RAHATSIZLIK VERECEK”

Bankalar üzerinde çok ciddi durduklarını dile getiren Babacan, krizden çok önce stres testlerini yaptıklarını, problemli bankaları tespit ettiklerini, onların sessizce sermayelerini yeniden yapılandırmasına bir bakıma teşvik ettiklerini dile getirerk, “Bazen havuç, bazen sopalar kullandık ama bunları yaptık. Sonuçta krize girdiğimizde Türk bankaları yapacaklarını yapmış durumdalardı” dedi. Bankalara ilişkin kriz öncesi alınan tedbirleri Nasrettin Hoca’nın testi fıkrasına benzeten Babacan, “Testi nasıl taşınacak? Onu söylemez baştan uyarınızı yapmazsanız testi kırıldıktan sonra artık çok geç. Biz o testi kırılmadan yapacaklarımızı yaptık” dedi.

Bugünlerde yine ileriye, mevcut krizin çok ötesine baktıklarını dile getiren Babacan, “Dünyada yaşanan bu kötü tecrübeler ona bakıyoruz. Buralardan neler öğrenebiliriz? Bu günlerde neler yapmalıyız ki ileride oluşabilecek benzer sorunlarda kendimizi koruyalım diye. Tabi atılacak bazı adımlar, yapılacak bazı uygulamalar rahatsızlık verecek. Bunların çok iyi farkındayız. Gelecek nesilleri koruma adına bunları bugünden yapmamız lazım” dedi.

“DÜNYADAKİ GELİŞMELER İYİ OKUNMALI”

Dünyadaki gelişmelerini iyi okunması gereken bir dönemden geçildiğine işaret eden Bakan Babacan şunları söyledi:

“Burada hükümetlerin özel sektöre yol açıcı, yol gösterici politikalar uygulaması, ne yapacaklarını ne yapmacaklarıın ilan etmesi ve kimseyi şaşırtmaması lazım. Kötü sürprizler görmye artık kimsenn tahammülü yok. Dolayısı ile doğru politikalar bazen bedel ödemeyi gerektiren politikalar. Doğru politikalar kısa vadede maliyet getirecek politikalar ama bu maliyetleri bugün ödemezseniz, yarın daha çok büyük maliyetlerle o ülkeyi karşı karşıya bırakırsınız. Hiç bir ülkede hiç bir parti siyasi bekasını düşünerek hareket etmemeli. Kısa vadede varsın bazı siyasetçiler zarar görsün. Ne adına? O ülkenin gelecek nesillerinin geleceği adına. Doğru politikalar neyse onu uygulamak gerekiyor. Bu noktada iş dünyası olarak sizlere çok önemli rollar düşüyor. Ekonomideki ağırlığınızı iyi kullanmalısınız.”

“TÜRKİYE’NİN AB ÜYELİĞİNE DESTEK VERİYORUZ”

AB Parlamentosu Üyesi Marietje Schaake, 2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul’da bulunmaktan mutluluk duyduğunu belirterek, “İstanbul, AB’nin kültürel çeşitliliğine katkıda bulunan önemli bir şehir. Burada Türk Kahvesi falı bakmaktansa, sizlere gerçekçi bir yaklaşım sergilemek istiyorum. Türkiye’nin AB üyeliğine destek verdiğimizi söylmek istiyorum” dedi. AB’deki genişlemenin temel ve sağlam kriterler üzerinde olmasının önemli olduğunu düşündüklerini söyleyen Schaake, genişleme sürecini desteklediklerini kaydetti. AB’nin bugün kalifiye iş gücüne ihtiyacı olduğunu vurgulayan Schaake, parlamento olarak iş gücü konusunda yeni bir strateji belirleyeceklerini, bununla birlikte Ar-Ge’nin AB’de tutulması, Hindistan gibi ülkelere kaçmasını engellemek için de çalşıtklarını kaydetti.

İmalatlar artışta

Pazartesi, Şubat 22nd, 2010

İmalat sanayi genelinde kapasite kullanım oranı Şubat ayında, geçen yılın aynı ayına göre 7,5 puan artarak, yüzde 67,8 oldu.

Kapasite kullanım oranı, Ocak ayına göre ise değişim göstermedi. Merkez Bankası tarafından düzenlenen ve Şubat ayında imalat sanayinde faaliyet gösteren 1.641 işyerinin katılımıyla gerçekleştirilen ”iktisadi yönelim anketi” sonuçları açıklandı.

Buna göre, geçen yıl Şubat ayında yüzde 60,3 olan kapasite kullanım oranı, 2010 Şubat ayında yüzde 67,8 olarak hesaplandı.

Kapasite kullanımı, Ocak ayında da yüzde 67,8 düzeyindeydi.

İmalat Sanayi Kapasite Kullanım Oranı çalışması, imalat sanayi sektöründe faaliyet gösteren işyerlerinin anket döneminde mevcut fiziki kapasitelerine göre fiilen gerçekleşen kapasite kullanımlarının alınması amacıyla gerçekleştiriliyor.

Başbakan Erdoğan’a 12 bin dolarlık ‘Obama’ gömleği

Pazartesi, Şubat 22nd, 2010

Başbakan Erdoğan için Obama’nın da kullandığı çelik gömleklerden sipariş verildi. Peki bu gömleğin fiyatı ne kadar dersiniz?

Başbakan Tayyip Erdoğan için ABD Başkanı Barack Obama’nın da kullandığı çelik gömleklerden sipariş verildi.

MİT’te her türlü silahla test edilen çelik gömleğin tanesi 12 bin dolar.

YELEK YERİNE GÖMLEK

Başbakan Erdoğan’ın konuşma yaptığı kürsünün içini kurşun geçirmez çelik plakayla kaplayan koruma görevlileri, zaman zaman Erdoğan’dan çelik yelek giymesini de istiyor. Bu taleplere pek sıcak bakmayan Erdoğan’ın, bazı durumlarda yeleği giydiği de oluyor. Çelik yelek, gömlek altında pot yaptığı için de tercih edilmiyor. Bunun üzerine alternatif bir yöntem arayan görevliler, çareyi Obama’nın da kullandığı ‘Bullet Proof’ adıyla bilinen özel yapım çelik gömleklerden sipariş vermekte buldu.

MİT’TE DENENDİ

Bu çelik gömlekler, normal çelik yeleklerden daha ince ve daha hafif. Ultra yüksek moleküler yoğunlukta polietilen malzemeden yapılan gömleklerin, kurşuna mukavemeti üst seviyede. İçinde çelik bulunmayan gömlekler, özel bir kumaştan imal ediliyor. “Çelik” ifadesi kurşun geçirmeyecek kadar dayanıklı olduğu için kullanılıyor. VIP satışı yapılan çelik gömleklerin fiyatı, 12 bin dolar. Gömleklerden biri, Milli İstihbarat Teşkilatı’nda da denendi. Yakın mesafe tabanca, Uzi gibi makineli tabanca, MP4 ve uzak mesafe tüfek atışlarında başarılı sonuçların alınmasının ardından Erdoğan’ın beden ölçülerine uygun sipariş verildi.

İTÜ, bütçesine kaynak sağlamayı başardı.

Pazartesi, Şubat 22nd, 2010

Öğrenci sayısını yarıya indirerek yüksek lisansta araştırma geliştirme üniversitesine dönüşmeyi hedefleyen İTÜ, bilim projeleriyle bütçesine 120 milyon TL’lik kaynak sağlamayı başardı.

İstanbul Teknik Üniversitesi 1773 kuruluş yılından beri ilk kez köklü bir değişime gidiyor. Öğrencisinin önünde önünü ilikleyen sıradışı yeni İTÜ Rektörü Prof. Dr. Muhammed Şahin, üniversiteye bir yılda adeta kabuk değiştirtti. Geçen yıl öğrenci sayısını sabitleyen üniversite, gelecek yıllarda da mevcudu 7 bine düşürerek lisans değil, yüksek lisansta araştırma geliştirme (ARGE) üniversitesine dönüşecek. Hedef, ARGE’lerle en iyi 100 üniversite sıralamasında yer almak.

Üniversite, yerli helikopterden, uyduya ve hatta ‘bilim insanı’ geliştirmeye kadar sadece 6 projede 250 milyon TL’lik bütçeye ulaştı. İTÜ’de 1.5 yıldır rektör olarak görev yapan Prof. Şahin, Türkiye’nin en çok patent üreten Teknopark’ından, gizli yürüttükleri askeri güvenlik projelerine kadar her alanda iddialı olduklarını söyledi.

ARIKOPTER HAZIR SIRA UYDUDA

En yakın takipçisi üniversiteden bile yüzde 35 daha büyük bir bütçeye sahip olan üniversite olduklarına dikkat çeken Şahin “Devlet Planlama Teşkilatı’nın talebi ve 35 milyon TL kaynakla 2002’de start verilen ‘arıkopter’ projesi bu senenin sonunda tamamlanıyor. Uydu projesi için de yaklaşık 10 milyon TL ayrıldı. Üzerine daha büyük kameraların konulacağı bu uydu sayesinde ‘ABD bizi evimizin içine kadar görüntülüyor’ söylemi artık Türkiye için de kullanılabiliyor olacak” dedi.

Mevcut yasaların üniversitelerin kaynak sağlama konusunda yetersiz kaldığını ifade eden Şahin “Biz tüm bu uğraşlarımız sonunda kazandığımız parayı maliyeye devredeceksek neden para kazanıyoruz. Bu tutum dünya üniversiteleriyle rekabet edecek konuma gelmemizi engelliyor. Üniversitelere mali ve idari özerklik verilmeli, özkaynaklar konusunda serbest bırakılmalı” diye konuştu.

YÜZDE 100 İNGİLİZCE ŞART

Rektör Şahin, ‘Teknopark’ projelerine 350’den fazla şirketin talip olduğunu vurgulayarak varacağı son noktanın hayaliyle çalışmalarına hız verdiklerini belirtti. Tartışmalı olmasına rağmen önümüzdeki eğitim-öğretim yılında yüzde 100 İngilizce eğitime geçecekleri bilgisini de veren Prof. Şahin şunları söyledi: Dünya üniversiteleriyle yarışabilmek için İngilizce eğitim şart. İTÜ’de şu an yüzde 30 İngilizce eğitim yapılıyor. Yüzde 100’e çıktığında öğrencilerimiz de yurtdışında master ya da doktoraya gittiğinde oradaki hayata daha kolay entegre olacak.

Bütçe rekoru kırdı

Bakanlıklar, belediye ve genel müdürlüklerin yanı sıra özel sektörle yüzlerce irili ufaklı projeye start veren İTÜ’nün, bu yıl ve geçen yıl başlayan sadece

6 projesi bile 250 milyon TL’ye yaklaştı.

• Yüksek Başarılı Hesaplama Projesi: Devlet Planlama Teşkilatı’ndan alınan bütçe 46 milyon TL

• Nano Teknoloji Uygulama Araştırma Merkezi: 25 Milyon TL (Çok sayıda özel şirketin sponsorluğunda)

• Uzay Bilimleri Projeleri: 40 milyon TL

• Arıkopter: 35 milyon TL

• Teknokent: 50 milyon TL

• İTÜ-Araştırmacı Ve Bilim İnsanı Yetiştirme Programı: 45 Milyon TL