Archive for Ağustos, 2009

Dünyada türk bankacılarının sözü geçiyor

Pazartesi, Ağustos 31st, 2009

Eurobank Tekfen Genel Müdürü Mehmet Sönmez Türk bankacıların sözlerinin artık çok daha fazla dinlendiğini söyledi.
Eurobank Tekfen Genel Müdürü Mehmet Sönmez, Türkiye’deki bankaların ABD ve Avrupalı meslektaşlarından çok farklı bir iş yapış biçimleri olduğunun küresel krizle net olarak ortaya çıktığını söyledi.

Sönmez, “Gelişmiş piyasalarda bankaların devlete yüklediği fatura 4 trilyon doların üzerine çıktı. Bizim bankalarımız ise geçen yıllarda da, ve özellikle son sekiz ayda gösterdikleri performansla, bırakın devlete yük olmayı, vergi vererek devlete destek oldular.Tüm dünyanın tersine bir eğilime öncülük ederek, başarılı sonuçlara ulaşmış olmak, Türk bankacılar için gerçek bir övünç kaynağıdır. Şimdi katıldığımız birçok uluslar arası toplantıda önce bizleri dinlemek ve krizle nasıl başa çıktığımızın sırrını birinci elden öğrenmek istiyorlar. Artık uluslar arası platformlarda sözümüz çok daha fazla dinleniyor ve bu çok güzel bir gelişme” dedi.

“YARATICILIKTA BİZİMLE ZOR YARIŞIRLAR”

Eurobank Tekfen’in hedefleri ve geleceğe yönelik planları yanı sıra, ANKA’ya bankacılık sektörünün de genel bir değerlendirmesini yapan Genel Müdür Mehmet Sönmez, yaratıcılığın riskli ürünler geliştirmek olmadığına dikkat çekerek, Türkiye’deki bankacıların yaratıcılık konusunda ABD ve Avrupalı bankacılarla çok rahatlıkla yarışabileceklerini savundu. Sönmez “ Yaratıcılık konusunda bizimle biraz zor yarışırlar. Gerek bireysel bankacılık gerekse kurumsal bankacılık alanında Türkiye’deki bankaların yakın geçmişi yaratıcı ve yenilikçi birçok ürünle doludur ” diye konuştu.

Mehmet Sönmez yaratıcılık konusunda şu görüşleri açıkladı:“Ancak bizler yaratıcılık adına toksik ürünlere türev ürünlere girmedik. Regülasyon da zaten buna izin vermiyor. Daha da önemlisi mevduatla kredileri fonlamanın önemini hiçbir zaman elden bırakmadık. Krize girdiğimizde Türkiye’de bankaların mevduatın krediyi karşılama oranı yüzde 80’ler civarındaydı. Dışarıdaki bankalarda ise bu oran yüzde 150-170’lere kadar çıkmıştı. Yani topladıkları kaynağın nerdeyse iki misline yakın oranlarda kredi açmışlardı. Bir diğer önemli konuda bireysel kredilerde hiçbir zaman yabancı para cinsinden kredi vermedik. 2001 öncesinde çok yoğun uygulanan ve bir dönemler büyük bir emlakzede kitlesi yaratan yaklaşımlara hep karşı olduk” diye konuştu.

Türkiye’de bankaların son 7-8 yılda çok iyi işler yaptıklarını vurgulayan Mehmet Sönmez, krize bankaların yüzde 14-15’lerde yüksek bir sermaye yeterlilik rasyosu ile girdiğini belirterek şöyle dedi:

“Kriz başladığında ABD bankalarında bu oran yüzde 5-6 düzeyinde idi. Bu kadar devlet ve hazine yardımının ardından daha yeni yüzde 9’lara ancak çıkabildi. Regülasyonlar net sınırlar ortaya koyduğu gibi bankacılarımız da 2001 krizinden net dersler çıkarmaları sayesinde güçlü ve karlı bir bankacılık yapısı kurmayı başardılar. Ve şimdi devlete köstek olmak yerine sürekli destek olarak yolumuzda ilerliyoruz.”

“KRİZİ YAŞADIM, ŞANSLIYIM”

Mehmet Sönmez, genel müdürlük görevine tam küresel krizin birkaç ay öncesinde geldiğini ve o dönemde yaşanan pembe günlerin Ekim ayının gelmesiyle birlikte tarihin en büyük krizlerinden birinin ortaya çıktığını belirterek,“Gerçekten çok riskli bir dönemdi ve hiç kimse önünün göremiyordu. Önümüzü göremediğimiz için de herkesin doğal olarak psikolojisi de bozuluyordu. Ancak biz sakinliğimizi bozmadık, çünkü Türkiye’deki bankalar olarak güçlü bilançolarımız vardı, sermaye yeterlilik rasyolarımız iyi durumdaydı ve mevduat odaklı bir fon yapımız bulunuyordu. Ben yine de kendimi çok şanslı sayıyorum. Çünkü böylesine küresel krizler deneyimler insanın kariyer hayatında ancak dört beş kuşakta bir denk gelir ve ben kendimi bu şanslı kuşaktan sayıyorum” diye konuştu.

“GELECEĞİN BANKACILIĞININ YILDIZI KOBİ’LER OLACAK”

Eurobank Tekfen’in gelecek hedefleri hakkında bilgi veren Mehmet Sönmez, 2009 itibariyle açıkladıkları hedefin küçük ölçekli banka liginden çıkıp, 2013 ’lerde orta ölçekli bankalar ligine geçmek olduğunu ifade ederek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Biz bu hedefi açıklarken krizin gelip geçici olduğunu bilerek söyledik. Çünkü uzun vadeli düşünüyoruz. Nasıl ki 20 yıl önce Türkiye bireysel bankacılık için büyük potansiyel sunan bir ülkeydi, şimdi de biz bu fırsatı KOBİ’lerde görüyoruz. Önümüzdeki beş yıllık süreci kapsayan dönemde ülkenin tekrar büyümeye geçmesiyle birlikte, KOBİ’ler de yeniden büyüme trendini yakalayacaklar. Biz KOBİ’lerin bankacılıkta geleceğin yıldızı olacağına kesin olarak inanıyoruz. Rakamlar ve deneyimlerimiz bunu kesinlikle doğruluyor.”

YABANCI SERMAYE ÖNEMLİ

Türkiye’ye son yıllarda gelen yabancı sermayenin KOBİ’lerin gelişiminde önemli bir rol oynadığını kaydeden Sönmez, şöyle devam etti:

“Yabancı sermayenin Türkiye’deki yatırımları KOBİ’lerin büyüme ve gelişmesi sağladı. Bir ülke ekonomisinin ayakta güçlenerek kalabilmesinin KOBİ’lere bağlı olduğuna inanıyoruz. İtalya ve İspanya bunun en iyi örneği. Sadece büyük firmalara, büyük mevduat sahiplerine bel bağlarsanız o ülkenin ekonomisi de bankacılığı da zor gelişir. Türkiye ekonomisi tam bu trende girmişti ki küresel kriz ortaya çıktı. KOBİ’ler maalesef bizden kaynaklanmayan bu krizden çok etkilendiler. Küresel kriz öncesinde en büyük çıkışı KOBİ’ler yapmıştı. Krizden en büyük etkiyi de yine KOBİ’ler gördü.”

Genel Müdür Sönmez, Kredi Garanti Fonu’na (KGF) katılmayı planlayan 20 bankadan birinin de Eurobank Tekfen olduğunu ve bunun KOBİ’lere verdiklerin önemin bir göstergesi olduğunu kaydederek, “KOBİ’ler genelde aile şirketi özelliği taşıdıkları için teminat yapıları da zayıf. KGF Eylül-Ekim döneminde yeni yapısıyla hayata geçecek. KOBİ’lere verilecek destek 5-6 milyar lirayı bulacak. Teminat eksiği giderilince 2010 birinci çeyrekten itibaren büyümeye başlayan bir Türkiye’de amiral gemisi yine KOBİ’ler olacak. Eurobank Tefken olarak 2012-2013’te tekrar ülkenin ekonomisinde KOBİ’lerin çok önemli yapı taşları olacağına inanıyoruz” dedi.

“ŞANTİYE HALİNDEYİZ, PERAKENDE BANKACILIĞA HAZIRLANIYORUZ”

Eurobank Tekfen’in perakende bankacılığa geçiş sürecinde olması nedeniyle bir anlamda şantiye ruhuyla çalıştıklarını belirten Sönmez “ Öncelikli olarak sermaye yeterlilik rasyomuzu sermaye artışı sağlayarak yüzde 28’lere getirdik. Sıfır noktasından başlayarak perakende bankacılıktaki altyapımızın Ağustos itibariyle yarısını tamamladık. Bu o kadar detaylı bir iş ki mutfak tarafının çok iyi organize edilmesi lazım. İş akışları, organizasyon yapısı ve teknolojik donanım her şeyiyle hazır olmalı. İğneyle kuyu kazıyorsunuz bir anlamda. Ancak işin mutfak tarafını bitirmek üzereyiz. Şantiye yatırımları olarak nitelendirdiğimiz tüm bu yatırımları 2010 ilk çeyreğine doğru tamamlamayı hedefliyoruz. Zaten Türkiye ekonomisine yönelik iyileşme öngörüleri ile bizim bu hazırlıklarımızın tamamlanması denk geliyor. 2010 yılından itibaren perakende bankacılığa aktif olarak gireceğiz. ATM’ler, kredi kartları, tüketici kredileri, mortgage gibi tüm ürünleri sıfırdan başlayacak şekilde en pratik ve en modern yatırımlarla perakende bankacılık alanında sunmaya başlayacağız. Eurobank Tekfen’i kurumsal ve ticari bankacılıkta büyük müşterilerin yanı sıra, KOBİ’lere de en geniş şekilde hizmet sunan ve bireyler açısından da yatırımlarının en iyi değerlendirileceği bir banka olarak konumlandıracağız.”

Sönmez, Eurobank Tekfen’in şu an itibariyle 42 şubesi bulunduğunu aktararak, “ Eğer orta ölçekli bir banka olacaksanız en az 150-200 civarında şube gerekiyor. Bu nedenle şubeleşmeyle birlikte şubesiz bankacılık tarafını da ön plana çıkaracağız. Bugün 20 ilde şubemiz var. Buraları kendi evim gibi görüyorum. Yeni dönemde evin bahçesini genişleterek yeni illerde de şubeler açacağız” dedi.

“KENDİMİZİ BANKACILIKTA HÜCUM BOT GİBİ GÖRÜYORUZ”

“Küçük ölçekli ve low-profile bir banka olarak görülmek sizi rahatsız etmiyor mu” şeklindeki soruya Mehmet Sönmez şu yanıtı verdi:

“Bu aslında beni o kadar mutlu ediyor ki. Bir kere steril bir bankayız. Biz hücumbot gibiyiz. Esnek, çevik ve süratli hareket edebiliyoruz. Bir limana girilecekse hemen girebiliyor ve açık denize çıkılacaksa da hemen çıkabiliyoruz. Ama dev tankerlerde dümeni bir çevirdiğiniz zaman tankerin burnunu sağa sola dönmesi de epey zaman alır ve her limana giremez. Açık denizde fırtınaya yakalanırsa da tehlike altına kalabilir.Tıpkı ABD finans sektöründe gördüğümüz bazı bankalar gibi. O nedenle büyük olmak kötü mü diye sorduğunuzda, aslında avantajdır iyi yönetiliyorsanız ve güçlü iseniz. Hücumbot iseniz her türlü koya rahatlıkla girebilirsiniz. Büyük bankalar ise düzenli Ordu gibi. Marmaris’teki strateji ile Kars’taki stratejileri büyük oranda aynı. Biz orta ölçekli bir banka haline geldiğimizde de hücumbot yeteneğimizi koruyacağız, ve müşteriye, sektöre uygun çözüm ve hizmetler sunmaya devam edeceğiz.”

IMF türkiye krizden hızla çıkacak

Pazartesi, Ağustos 31st, 2009

Uluslararası Para Fonu’na (IMF) göre, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu ekonomisi açık ülkeler durgunluktan daha hızlı çıkacak.
IMF tarafından en son yapılan analize göre, Türkiye, Suudi Arabistan, Polonya, Güney Kore, Hindistan, Rusya, Meksika, Brezilya ve Çin küresel krizin başlangıcında, küresel ticaretin daralmasından olumsuz etkilendiler.

Ancak Türkiye gibi açık ekonomiye sahip 9 ülke, dünya ekonomisindeki toparlanmadan olumlu bir şekilde faydalanacaklar ve ekonomilerinin açık olması nedeniyle, durgunluktan daha hızlı çıkabileceklerTürkiye’nin de aralarında bulunduğu bu 9 ülkenin, ekonomilerinin açık olmasının yanı sıra diğer gelişmekte olan ülkelere göre daha büyük ekonomik boyuta sahip olduklarına da dikkat çekildi.

IMF, açık ekonomiye sahip Türkiye’nin, diğer ülkeler gibi küresel krizden bir defalık da olsa etkilendiğini, ancak Türk ekonomisinin, küresel krize karşı dayanıklılık ve esneklik gösterdiğini bildirdi.

Türkiye, daha önce gerçekleştirdiği reformlar sonucunda, ekonomik şoklara karşı daha esnek bir yapıya kavuştu.

Analizde, ekonomisi dışa açık hiçbir ülkenin kaçamadığı gibi Türkiye’nin de bu krizden etkilendiği, ancak başlangıçta olumsuz etkilenen açık ekonomiye sahip ülkelerin, toparlanmaya da daha hızlı tepki verecekleri vurgulandı

Yabancı payı geriledi

Pazartesi, Ağustos 31st, 2009

Yabancı yatırımcıların İstanbul Menkul Kıymetler Borsasındaki (İMKB) payı, önceki haftaya göre azalarak yüzde 66,77′ye geriledi.
Merkezi Kayıt Kuruluşu verilerine göre, 28 Ağustos 2009 tarihinde yabancıların hisse adedi bakımından borsadaki payı yüzde 53,15 olurken, piyasa değeri açısından payı ise yüzde 66,77 olarak gerçekleşti.

Yabancılar, bu tarih itibariyle 14 milyar 27 milyon 976 bin 920 adet hisse ile toplam 75 milyar 325 milyon 71 bin 685 lira tutarında piyasa değerini ellerinde bulundurdu.

Yabancıların 21 Ağustos 2009 tarihinde İMKB’deki payı yüzde 66,86 seviyesindeydi

Zengin türkler isviçre de

Pazartesi, Ağustos 31st, 2009

ve Fransa’dan sonra Türkiye de İsviçre bankalarında Türklere ait hesaplarla ilgili olarak bu ülkeden bilgi istemeye hazırlanıyor.
Maliye Bakanlığı yetkilileri, varlık barışından sonra Türkiye’nin de İsviçre’ye bu ülke bankalarındaki hesaplarla ilgili başvuruda bulunmayı planladığını bildirdi.

İsviçre UBS Bankası ile ABD’nin, İsviçre’de hesabı bulunan 4 binden fazla ABD’liye ilişkin bilgilerin ABD’ye verilmesi konusunda anlaşma imzalaması, Türkiye’yi de harekete geçirdi. Anlaşma ile UBS’nin, ABD Gelir İdaresi tarafından istenen kişilerle ilgili bilgileri ABD’ye verecek olması, Maliye Bakanlığınca hemen değerlendirmeye alındı
Bakanlık ve Gelir İdaresi Başkanlığı, söz konusu anlaşmanın Türkiye’yi nasıl etkileyeceğini araştırırken, bu defa OECD’nin, “vergi rejimleri açısından Türkiye gibi beyaz listede yer alan ülkelerin, İsviçre gibi ülkelerin bankalarında kendi vatandaşlarınca açtırılan hesaplar hakkında bu ülkelerden bilgi isteyebilmelerine olanak tanıyan” çalışması açıklandı.

Maliyede, bu iki gelişme bütün yönleriyle ele alınırken, yapılan değerlendirmelerde, Türkiye’nin de İsviçre ve diğer ülke bankalarında bulunan hesaplarla ilgili olarak bu ülkelerden bilgi isteyebileceği sonucuna varıldı. Bunun için ülkeler arasında ayrıca bir bilgi değişim anlaşmasına gerek bulunmadığı da ortaya kondu.

-TÜRKİYE DE KULLANMAK İSTİYOR-

Maliye Bakanlığı yetkilileri, İsviçre gibi ülkelerdeki Türklere ait hesapların bir bölümünün, 2. varlık barışı uygulaması sırasında ülkeye geri dönmesinin beklendiği belirtirken, üst düzey bir yetkili, bilgi istemeyle ilgili şunları söyledi:

“Varılan anlaşma uyarınca ABD, İsviçre’de hesap açtıran 4 bin 500 dolayında ABD’liye ilişkin bilgileri almaya hak kazandı. Bu diğer ülkeler için de emsal teşkil edecek. Aynı şekilde G-20 toplantılarında da bu konularda esnek davranılması kararı alınmıştı. Son olarak OECD’nin çalışması, bu tür gizli hesaplar konusunda üye ülkelerin bilgi edinebilmesine olanak tanıyor.

Türkiye de bu hakkı kullanmak istiyor. Varlık barışı uygulamasından sonra hazırlanacak bir liste ile biz de İsviçre’den bu ülke bankalarındaki hesaplarla ilgili bilgi talep etmeyi düşünüyoruz. Bunu tek başına Gelir İdaresi Başkanlığı da yapabilir. Aynı şekilde karapara aklama konusunda MASAK, ya da finans konularında ilgili diğer kuruluşlar başvuruda bulunabilir. Ancak her ne şekilde olursa olsun, bu konuda bir girişimde bulunmayı planlıyoruz.”

Alj grup sabancıdan toyotayı aldı

Pazartesi, Ağustos 31st, 2009

Japon Toyota’nın Türkiye distribütörü ToyotaSa’daki Sabancı Grubu hisselerini 85 milyon dolara satın alan ALJ Grup’un Avrupa Direktörü Ali Haydar Bozkurt, “Hiç pazarlık yapmadan Sabancı Grubu’nun talep ettiği tutarı verdik. Para sıkıntımız yok. 85 milyon doları daha yatırıma ayıracağız” dedi.
JAPON Toyota’nın Türkiye distribütörü ToyotaSa’daki yüzde 65’lik Sabancı Grubu hissesini 85 milyon dolara satın alarak dikkati çeken Ortadoğulu ALJ Group, Türkiye’nin en büyük otomotiv gruplarından biri olmayı hedefliyor. 19 yıllık Sabancı-Toyota ortaklığının bitmesinde rol oynayan ALJ Group’un Avrupa Direktörü Ali Haydar Bozkurt, satışın yaklaşık 3 ayda sonuçlandığını belirterek, fiyat konusunda hiç pazarlık yapmadan Sabancı Grubu’nun talep ettiği tutarı verdiklerini söyledi. Bozkurt, “Para sıkıntımız yok. ToyotaSa için verdiğimiz 85 milyon dolarlık yatırımın dışında bir bu kadarlık daha yatırım yaparız. 2010’da getireceğimiz Lexus’a da ayrıca 5 yıl içinde 100 milyon doların üzerinde yatırım yapacağız” dediBaşkan Türkiye aşığı

Rekabet Kurulu’nun onayının ardından Ramazan Bayramı sonrası devir imzalarının atılmasını beklediklerini ifade eden Bozkurt, Sabancı’dan Toyota distribütörlüğünü almalarının öyküsünü şöyle anlattı: “ALJ Group potansiyeline ve geleceğine inandığı Türkiye’de büyümek istiyordu. Başkanımız tam bir Türkiye aşığı. Sık sık gelir ve yakın zamanda İstanbul’da bir ev de alacağını düşünüyorum. Türkiye’de sadece Daihatsu’nun distrübütörü olmamız grup için yeterli değildi. Uzun zamandır büyümek için fırsatları değerlendiriyorduk. Grubun önceliği tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de Toyota’ydı. Ama Toyota Türkiye’de Sabancı’yla evli olduğu için yüzümüzü başka alanlara çevirmiştik. Karı-kocayı birbirinden ayıramazdık. Yeni markalar için Çin’de bile incelemeler yaptık.”

Sinyali Hsbc verdi

Bozkurt, Türkiye’de büyümek için 8 ay önce Hsbc’yle çalışmaya başladıklarını belirterek, şunları dile getirdi: “Hsbc, yaptığı incelemeler sonucunda bize Sabancı’nın Toyota’yı satabileceğini söyledi. Biz de hemen gerekli görüşmelere başladık. Fiyat konusunda hiç bir pazarlık yapmadık. 85 milyon Dolar Sabancı Grubu’nun talep ettiği tutardı. Biz de satmaktan vazgeçmesinler diye 85 milyon doları hemen kabul ettik. Tabii ki fiyat konusunda biz de fizibilite çalışmaları yaptık. 85 milyon doların içinde hiç mal varlığı yok. Sadece Sabancı’nın elindeki Toyota kontratına bu parayı verdik. Bir tek Sabancı’nın elindeki yedek parça ve 800 araç stoğu vardı. Onları aldık.”

Mevcut ekiple yola devam

Devirden sonra mevcut ekiple çalışmaya devam edeceklerini söyleyen Bozkurt, ALJ Group’un yönetim anlayışında işçi çıkartmak olmadığını belirterek, şöyle konuştu: “Mevcut ekibi koruyacağız. Gerekli yerlerde tabiki değişiklik olur ama biz yönetimde sil baştan yapmayacağız. Sabancı, Toyota için yeni bir genel merkez inşa edip, şirketi oraya taşıyacaktı. Bunun için yatırım yapmışlar. Biz de şirket hisselerini aldıktan sonra bu kararı bozmayacağız. Çekmeköy’de kendi yerimiz olmasına rağmen aynı yere kiracı olarak taşınacağız.”

10 yıl içinde Türkiye’de lider oluruz

ALJ Group’un dünyadaki en büyük Toyota distribütörü olduğunu vurgulayan Ali Haydar Bozkurt, grubun 2008’de 320 bin adetin üzerinde araç sattığını söyledi. Grubun orta vadeli hedefinin dünyada 500 bin araç satışı olduğunu kaydeden Bozkurt, Türkiye’deki orta vadeli hedefin ise 2015 yılına kadar 50 bin araç satışı olduğunu söyledi. Bozkurt, “ALJ Group’un stratejisi uzun dönemlidir. Yani yatırdığımız 85 milyon doları 5-6 yıl içinde çıkarma gibi bir niyetimiz yok. Grup, Türkiye’de operasyonlara büyük önem veriyor. Türkiye’de yüzde 10 pazar payı hedefliyoruz. Uzun vadede yani 10 yıl sonunda pazarın lider markası olacağız” dedi.

1 haftada 50 iş başvurusu aldım

TOYOTASA hisselerini Sabancı’dan aldıklarının açıklanmasının ardından tebrik ve iş başvurusu telefonları aldıklarını söyleyen Ali Haydar Bozkurt, “50’nin üzerinde iş başvurusu aldım, Ancak en ilginç olanı facebook sayfama bir haftada onlarca CV bırakılmış. Herkes bizimle çalışmak istiyor” dedi. ALJ Group’un krizlerde işçi çıkartma gibi bir politikası olmadığını da söyleyen Bozkurt, “Hatta geçen yıl başkan tüm direktörlere bir mektup göndererek, ‘Krizde araçları yarı fiyatına satın, zarar edin, hatta ofisteki mobilyaları bile satın ama bir tane bile işçişi çıkartmayın’ mesajı verildi” diye konuştu.

Lexus’u Auto Show’la getirip 100 milyon Dolar yatıracağız

Toyota’nın lüks markası Lexus’un temsilciliği konusundaki gelişmeleri de anlatan Ali Haydar Bozkurt, şunları söyledi: “Lexus içinde Türkiye yolunu açtık. 2010 yılı başında Lexus’un temsilciği için imzaları atacağız. Altyapı çalışmaları ve bayiliklerin oluşmasının ardından 2010 yılı Auto Show fuarında Lexus’un Türkiye lansmanını gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. ALJ Group, bir markanın temsilciliğini alıyorsa büyük düşünür. Yani Lexus’u sadece bir showroom’la Türkiye’de temsil etmeyeceğiz. En az 6 büyük şehirde olmalıyız. Bunun için de 5 yıl içinde Lexus için en az 100 milyon doların üzerinde bir yatırım yapacağız.”

ALJ, Türklere güveniyor yabancı yönetici düşünmüyor

ALJ Group Başkanı’nın Türk yöneticilere güvendiğini bu yüzden de operasyonların başında da Türk yöneticiler olduğunu söyleyen Ali Haydar Bozkurt, şunları anlattı: “Hiç bir markanın başına yabancı bir yönetici getirmeyeceğiz. Başkan Türk yöneticilere çok güveniyor. Türk yöneticilerin 24 saat işlerinin başında, sanki kendi işlerini yapıyormuş gibi özveriyle çalıştığını düşünüyor. ”

Tekstil ve inşaat şirketleri ‘bizi de alın’ diye arıyor

Hsbc’nin Türkiye’de Toyota dışında iki oto markasının distribütörlüğünü daha önerdiğini de anlatan Bozkurt, “Bunlar distribütörlükle temsil edilen markalardı. Toyota’yı alınca bunlarla hiç görüşmedik. Türkiye’de 3 markayla büyüyeceğiz” dedi. Bozkurt, Toyota’yı almalarının ardından ‘bizi de alın’ şeklinde talep aldıklarını da söyledi. Bozkurt, özellikle tekstil, inşaat ve sağlık sektöründen teklifler geldiğini kaydetti.

Ford’un iki numarası Gölcüklü Connect’ini kullanmaya başladı

AMERİKAN otomotiv devi Ford’un Başkan Yardımcısı ve CFO’su (Mali İşler Direktörü) olan Lewis Booth, Gölcük’ten ihraç edileh özel yapım Transit Connect’ini kullanmaya başladı. Ford’un ikinci adamı olmasına rağmen makam aracı olarak Transit Connect kullanmayı tercih eden Booth, bu aracıyla ABD basınında da boy gösteriyor. Transit Connect’in, pek çok modelden daha çok ilgi çektiğini ve yolda durdurup soru soranlara alıştığını belirten Booth, “İlginçtir, onlar aracın üzerindeki beyaz şeritlerle değil, taşıma kapasitesi ve tüketimiyle ilgili sorular soruyorlar” yorumunu yapıyor. Booth, “Tabii bir de 60 yaşındaki bir adamın neden böyle bir araç kullandığını merak ediyorlar. Ya aracın ileride bir ekol olacağını düşünüyorlar ya da benim çok mütevazı biri olduğumu” esprisini de yapıyor.

Maserati’den ilk 4 koltuklu üstsüz

İTALYAN lüks ve spor otomobil üreticisi Maserati, 15 Eylül’de kapılarını açacak olan 2009 Frankfurt Otomobil Fuarı’nda dört koltuklu üstü açılabilir yeni modeli Maserati GranCabrio’nun tanıtımını gerçekleştirecek. Maserati GranCabrio, ilk etapta 4.7 litre silindir hacimli 440 HP’lik V8 motorla üretilecek. Pininfarina imzası taşıyan Maserati GranCabrio, GranTurismo modelininin soft-top tavanlı versiyonu olarak dikkat çekiyor

Çin de general motors büyüyor

Pazartesi, Ağustos 31st, 2009

KÜRESEL ekonomik krizin etkilerini en şiddetli şekilde hisseden Amerika’lı otomotiv devi General Motors, krizin çıkışını Çin’de arıyor.
2001 yılından beri Çin’de üretim yapan GM, Çin’in devlete ait otomobil üreticisi FAW ile 293 milyon dolarlık yeni bir anlaşma yaptı. Bu anlaşma çerçevesinde ilk aşamada Çin pazarı için Çin’de kamyonet ve hafif ticari araç üretilecek. Batılı ülkelerdeki satışları gün geçtikçe düşen GM için Çin’deki pazar büyümek için gün geçtikçe daha önemli bir hal alıyor. GM geçtiğimiz sene boyunca Çin’de 1,094,561 adet araç satarken daha da ağırlaşan krize rağmen 2009’un sadece ilk altı ayında 818.442’lik satış rakamı elde etti. Amerika başta olmak üzere tüm dünya genelinde sıkıntılı günler yaşayan GM, Çin’deki yatırımlarını arttırarak üretiminin daha büyük bir bölümünü bu ülkeye kaydırmayı hedefliyor

Renault fluencyı piyasaya sürüyor

Pazartesi, Ağustos 31st, 2009

Oyak Renault, yaşanan ekonomik krize rağmen 110 milyon euroluk yatırımla sadece Bursa’daki fabrikasında üretilecek yeni modeli Renault Fluence’yi tanıttı. Nissan ortaklığında hayata geçen ve Megane 2 sedanın yerini alacak Fluence, 15 Eylül’de Frankfurt’taki tanıtımın ardından Kasım ayında piyasaya çıkacak. Yılsonuna kadar yaklaşık 8 bin adet üretilecek Fluence, C segmentinde yer almasına rağmen üst segment araçların özelliklerine sahip olacakOyak Renault’un Bursa Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikasında yapılan tanıtım toplantısına Oyak Renault Genel Müdürü Tarık Tunalıoğlu, Renault Mais Genel Müdürü İbrahim Aybar, Oyak-Renault Fabrika Proje Direktörü Teoman Yücel ve Renault Fluence Program Direktörü Samir Cherfan katıldı. Bursa’da yılda 100 bin adet üretilerek 100′den fazla ülkeye ihraç edilecek olan Fluence’nin devreye girmesiyle 6 yılda 518 bin adet üretimle rekora imze atan Megane Sedan’ın üretimine son verilecek. Fluence, yılda 100 bin adet üretilip, 100′den fazla ülkeye ihraç edilecek.

Yüzde 56′sı yerli olan Fluence’nin lansmanı ise 15 Eylül’de Frankfurt Otomobil Fuarı’nda gerçekleştirilecek. Araç, Kasım ayınnda da Türkiye yollarına çıkacak.

Oyak Renault Genel Müdürü Tarık Tunalıoğlu, Fuluence projesinin Türk ekonomisine olan inancının göstergesi olduğunu belirterek; “Renault, Türk ekonomisinin yaşadığı zor dönemde bile ürün gamının en iyi ve en yeni modelini Türkiye’de üretme kararlığıyla güvenini bir kez daha gösterdi.” dedi.

Türkiye’nin Renault’nun öncelikli hedeflerinden biri olan uluslararası büyüme stratejisinin kalbinde yer aldığını söyleyen Tunalıoğlu, Reault’un dakikada bir araç üretme kapasitesine sahip olduğunu belirtti. Tunalıoğlu, şunları söyledi: “Oyak Renault performans açıından yılda 360 bin araç, yani dakikada bir araç üretme kapasitesine sahip büyük ve son derece rekabetçi bir üretim tesisidir. Batı Avrupa dışındaki en büyük üretim kapasitesine sahip tesislerinden biridir. Türkiye’de üretilen iki otomobilden biri Bursa Oyak Renault Otomobil Fabrikası’nda üretiliyor. Türkiye’den ihraç edilen iki binek otomobilden biri Renault markası taşıyor. Önemli büyüme potansiyeli sunan çok sayıda pazara yakınlığı ile Bursa, Renault ve Türkiye için bölgesel üretim ve ihracat merkezi konumunda yer alı. Oyak-Renault Doğu ve Batı Avrupa, Ortadoğu ve Körfez ülkeleri, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ve Kuzey Afrika olmak üzere 5 kıtada 100′ün üzerinde ülke’ye ihracat yapıyor.”

“TÜRKİYE’YE GÜVENİN GÖSTERGESİ”

Fluence Projesi için 110 milyon euroluk yatırım yapıldığını kaydeden Genel müdür Tunalıoğlu, “Bu Türkiye’ye güven demektir. Renault, Türkiye’ye her zaman inandı, güvendi. Renault, yeni modelini Türkiye’de üretme kararı ile bu güvenini bir kez daha kanıtladı. Yeni projenin hedeflerine ulaşma yolunda Oyak Renault çalışanına ve yönetimine güvenim tamdır.” şeklinde konuştu.

Krize rağmen yatırım yaptıklarını ve bunun meyvesini alacaklarına inandıklarını belirten Tunalıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu yatırım kriz zamanında yapıldı. Önemli olan kriz sonrasına hazır olmak. 2008′de üretim rakamımız 360 bin adetlik kapasiteye rağmen 286 binde kaldı. Önümüzdeki yıl da 360 bin rakamını yakalayacağımızı düşünmüyoruz. Ama 2010 yılında 3. vardiyayı kaybetmeyeceğimizi de biliyoruz. Krize rağmen ciddi manada vardiya azaltıp işçi çıkarmadık.”

Oyak Renault Mais Genel Müdürü İbrahim Aybar ise lansmanı 15 Eylül’de Frankfurt Oto Show’da yapılacak Fluence’nin Kasım ayında Türkiye’de satışa sunulacağını söyledi.

“FLUENCE’NİN YARIDAN FAZLASI YERLİ”

Oyak Renault Fabrika Proje Direktörü Teoman Yücel de Fluence’nin, zorlu yol şartlarına göre tasarlanmış, kendi sınıfının en çekici ürünü olmayı hedeflediğini anlattı. Yücel, “Sportif, sağlam ve konforlu Fluence, 28 aylık süreçten geçti. Bu projeyi gerçekleştirmek için Bursa Oyak Renault Fabrikası’nın seçilmesinde, Türk mühendis ve işçisinin yüksek eğitim seviyesi, tecrübesi, maliyetlerin rekabetçi oluşu, yüksek üretim kapasitesi, çevre ve kalite standartlarına uygun oluşu en etken unsurlardı. Fluence’nin yerlilik oranı yüzde 56 olarak belirlendi. Biz Türkiye’deki imalatçıları da var gücümüzle destekliyoruz.”

Türk mühendis ve işçisinin, Fluence için 45 bin saat eğitim gördüğü, aracın yaşlandırma çalışmalarında da ise 340 bin kilometre yol kat edildiği bildirildi

İhracat yüzde 28,3 azaldı

Pazartesi, Ağustos 31st, 2009

İhracat Temmuz ayında, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 28,3 azalarak, 9 milyar 34 milyon Dolar oldu. İthalat da temmuzda yüzde 39,5 oranında azaldı ve 12 milyar 431 milyon Dolar olarak gerçekleşti.
Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) açıkladığı dış ticaret verilerine göre, temmuzda dış ticaret açığı ise yüzde 57,3 oranında azalarak, 7 milyar 962 milyon dolardan 3 milyar 398 milyon dolara geriledi. 2008 temmuz ayında yüzde 61,3 olan ihracatın ithalatı karşılama oranı, 2009 temmuz ayında yüzde 72,7ye yükseldiTürkiye’nin yılın yedi ayındaki (Ocak-Temmuz dönemi) ihracatı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 30,2 gerileyerek 56 milyar 770 milyon Dolar, ithalatı da yüzde 40,9 azalarak 74 milyar 769 milyon Dolar oldu.

Ocak-Temmuz döneminde dış ticaret açığı, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 60,1 azalarak 17 milyar 999 milyon dolara geriledi. 2008 yılının Ocak-Temmuz döneminde yüzde 64,4 olan ihracatın ithalatı karşılama oranı ise bu yılın aynı döneminde yüzde 75,9′a yükseldi.

Geçen yıl Ocak-Temmuz döneminde 81 milyar 347 milyon dolarlık ihracat, 126 milyar 407 milyon dolarlık ithalat yapılmıştı. 2008 yılı ilk yedi ayında dış ticaret açığı 45 milyar 60 milyon Dolar, ihracatın ithalatı karşılama oranı da yüzde 64,4 olarak gerçekleşmişti

Dünya dan borsa haberleri

Pazartesi, Ağustos 31st, 2009

İMKB’nin yüzde 0,82 değer kaybederek güne başladığı saatler itibariyle, bazı ülkelerin borsalarındaki son durum şöyle oluştu*:
Dow Jones Industrial 9544,20 -0,38

Nasdaq Combined Comp Ind. (NAS 2028,77 +0,05

S&P 500 Index (CME) 1028,93 -0,20

Argentina Merval Index (ARGENT 1797,02 +1,05

Bovespa (BRAZIL) 57700,57 -0,01

FTSE 100 (CS Comp) 4908,90 +0,81

DAX Performance Index (XETRA) 5517,35 +0,86

CAC 40 Index (Paris) 3693,14 +1,22

MIBTEL – MIB 30 (CED Borsa) 22672 +0,88

Hang Seng (Honkong) 19618,07 -2,39

Nikei 225 (Tokyo) 10492,53 -0,39

China Shanghai Comp(GECIKMELI) 2667,31 -6,76

Russian Traded Index (RUSSIA) 1623,20 -1,78

(*) Türkiye saati ile 09:45 itibariyle

Dolar Güne düşüşle başladı

Pazartesi, Ağustos 31st, 2009

Kapalıçarşı’da bu sabah itibariyle 1,4960 TL’den alınan Dolar 1,4970 TL’den satılırken, 2,1400 TL’den alınan Euro’nun satış fiyatı ise 2,1410 TL olarak gerçekleşti. Euro/Dolar paritesi ise 1,4261 seviyesinde.
İstanbul serbest piyasasında işlem gören Dolar, Euro, Sterlin, Japon Yeni, Suudi Arabistan Riyali ve diğer para birimlerinin sabah saatlerindeki açılış fiyatları şöyle
Döviz Cinsi Alış Satış Günlük fark (Yüzde)

Avusturalya Dolari 1,2582 1,2607 -0,01

Kanada Dolari 1,3707 1,3735 0,08

Isvicre Frangi 1,4138 1,4167 0,2

Danimarka Kronu 0,2878 0,2884 0,17

Euro 2,14 2,141 0,02

Ingiliz Sterlini 2,4351 2,44 0,11

100 Japon Yeni 1,6191 1,6224 1,38

Norvec Kronu 0,2483 0,2488 0,29

Saudi Riyali 0,4011 0,4019 0,48

Isvec Kronu 0,21 0,2104 -0,09

ABD Dolari 1,496 1,497 -0,53