Titanic’in enkazi ilk kez video

Eylül 3rd, 2010

88 yıl önce buz dağına çarpıp batan ve 1500 kişiye mezar olan Titanic’in enkazından daha önce yayınlanmamış görüntüler ortaya çıktı. Robot kameralarla çekilen yüksek çözünürlükteki görüntüler, 5 kilometre derinliğe net ve ayrıntılı bir yolculuk…

Hollanda’da şokta

Eylül 3rd, 2010


Cuma günü evinde bir bebek cesedi bulunması üzerine gözaltına alınan 41 yaşındaki şüpheli kadın gözaltına alınmıştı. Kadının evinde incelemelerde bulunan polis ekipleri, evin bahçesinde iki bebek cesedi daha buldu.

Limburg Bölgesi Savcılık Sözcüsü Karin Janssen, “Şu an soruşturması devam eden bu kişinin bu trajik olaya sebep olmasındaki motivasyonuna yönelik yaptığı açıklamaları paylaşamıyoruz ancak bu arkamda görmüş olduğunuz evde oturan 41 yaşında Hollandalı bir kadın olduğunu ve bebeklerin annesi olduğunu düşündüğümüzü söyleyebiliriz. Bebeklerle olan kesin ilişkisi DNA testleri ile belirlenecek. Bu kişinin sorgulanması hala devam ediyor ve kendisi olayla ilgili tek şüphelimiz. Diğer aile bireyleri ile ilgili bilgi vermiyoruz. Başka cesetler bulunur mu bilemiyorum böyle bir olasılık var tabi ki, ancak bunu zaman gösterecek. Şüphesiz ki, yaşananlar trajik ve olaya dahil olan herkes için büyük bir dram. Toplum şok içerisinde ve bu yüzden olabildiği kadar şeffaf davranıyor ve bilgi veriyoruz ne var ki kişilerin özel hayatları, bilgileri ve haklarını da göz önünde bulundurmak zorundayız” dedi.

Hollanda’da benzer olayların arka arkaya yaşanmasının kaygısını yaşadıklarını ifade eden Janssen, olayların birbiriyle ilişkisi olup olmadığı konusunda şimdilik bir açıklama yapılamayacağını kaydetti.

Kasaba sakinleri ise olayın şokunu henüz atlatabilmiş değil. Zanlıyla aynı sokakta yaşayan ve kendisini tanıdığını söyleyen Sanne Luten, “Sorumlu tutulan kadını biliyorum. 30-40 yaşlarında, kızı erkek kardeşimin sınıf arkadaşı ve sanıyorum Hollanda doğumlu. Hala şok içerisindeyiz, geçen ay kuzeyde bir bölgede olduğunda böyle şeyler nasıl burada olabilir diye düşünürken şimdi benim mahallemde oldu. Gerçekten çok üzücü. Biz böyle şeyleri hiç duymamıştık. Duyduğuma göre bu tarz insanlara yardım edecek yerler için para ödemek gerekiyormuş ve bu kadının da parası yokmuş. Bu yüzden yardım alamamış. Gerçekten inanılmaz bir olay bu. Düşünebiliyor musunuz, çocuklarımız bu sokaklarda oynuyor ve böyle şeyler görüyorlar” ifadelerini kullandı.

Geleen Belediye Başkanı Sjraar Cox ise, yaptığı açıklamada, Hollanda’da herkesin sağlık güvencesinin olduğunu ve herkesin devlet hastanelerinden gerekli yardımı ücretsiz alabileceğini belirterek, “Daha önce buna benzer bir olay yaşandığını hiç hatırlamıyorum bu bölgede. Ülkenin kuzeyinde birkaç hafta önce de oldu ve ben şahsen bir açıklama getiremiyorum. Herhalde ülkelerimizden bağımsız olarak hepimiz aynı büyük kötü dünyada yaşıyoruz diye düşünüyorum. Sorulması gerek en büyük soru gerçekten de bu kadar yardım ve destek kurumunun olduğu bir ülkede bu tip şeylerin nasıl meydana gelebildiğidir. Olaylar arasında bir bağ var mı bilemiyorum ve sanmıyorum ancak son dönemlerde bu ülke insanları son derece izole yaşamaya başladılar diye düşünüyorum” diye konuştu.

Bölgelerinde 90 bin nüfus olduğunu ve Hollandalıların yanı sıra Türklerin ve Faslıların bulunduğunu anlatan Cox, şimdiye kadar herkesin barış içinde ve huzurla yaşadığını dile getirerek, yargı süreci sonuçlanana kadar ölen bebekler için herhangi bir anma töreni veya yas uygulaması yapmayı planlamadıklarını sözlerine ekledi.

İşte Başbakan’ın Diyarbakır mesajları

Eylül 3rd, 2010


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Diyarbakır’da da BDP, CHP ve MHP’ye yüklenecek!

Erdoğan, Ağrı’ya giderken ANA uçağında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Habertürk yazarı Muharrem Sarıkaya, Başbakan’ın ‘Diyarbakır mesajlarını’ köşesinde yayınladı.

Muhalefetin tuzağına düşmeyeceğini belirten Erdoğan, ‘Batı’da ne söylediysek Doğu’da da aynı şeyleri söyleyeceğiz’ mesajı verdi ve bugünkü miting konuşmasının özetini şu sözlerle ifade etti:

DAHA NE BEKLİYORSUNUZ, NE SÖYLEYEYİM?

“Diyarbakır’da yüksek beklenti doğurarak kendi minderlerine çekmeye çalışıyorlar. Hedefi biz belirleriz. Öyle teklifler olur ki yapılabilir tekliflerdir. Bunların teklif diye getirdiği şeyler demokratik, hukuk ve laik devlet ile yakından alakalı değil. Bizim planımıza da aykırı. Nelerin yapılabileceğini AK Parti göstermiştir. Bir tek OHAL kalksın yeter demişlerdi; AK Parti kaldırdı. Çekiç Güç’ü bölgeden AK Parti uzaklaştırdı. Kürtçe yayın 24 saatte çıkartıldı. Arapça yayın da yapılıyor. Bunlar yapılırken lokal zemin planlanarak, düşünülerek adımlar atılmadı. Bütün bunları ele alınca daha ne söylenebilir? Daha ne bekliyorsunuz, neyi söyleyeyim?

Bir anne cezaevine düşen çocuğu ile gidip Kürtçe konuşabiliyor. Anadilde Kürtçe öğrenebiliyorsun. İstersen kalk dershane aç. Ama sen kalkıyorsun rengini, bu ülkenin Kürt, Arap, Laz, Gürcü, Çerkez gibi tüm unsurlarından alan Türk bayrağının yanına ikinci bayrak teklifi getirirsen kusura bakma orada siz ‘Dur’ diyecek bir iktidar bulursun.

O TUZAĞA DÜŞMEDİK

Diyarbakır’daki konuşmasının Batı’dakileri etkilemeyeceğini, muhalefetin bu konudaki tuzağına düşmeyeceğini belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Batı’da ne söylediysek Doğu’da da aynı şeyi söyledik. CHP ve MHP’nin bu konuda sıkıntıları var. Başörtüsü sorununda da baltayı taşa vurdu. Tunceli’de ‘Genel af’ dedi Kayseri’de inkar etti.”

Öcalan bu teklife ne cevap verecek?

Eylül 3rd, 2010


Demokratik Toplum Kongresi Eşbaşkanı Aysel Tuğluk, kalıcı barışın sağlanması için beş yıl aradan sonra avukat kimliğiyle müvekkili Öcalan’ı ziyaret edecek.

Demokratik Toplum Kongresi’nin Eşbaşkanları Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk, 20 eylülde sona erecek, “eylemsizlik” kararının kalıcı hale gelmesi için harekete geçti. Türk ve Tuğluk, gazeteci yazar Altan Tan, milletvekilleri Sırrı Sakık ve Bengi Yıldız’dan oluşan bir heyetle yarın Irak Devlet Başkanı Celal Talabani’yi ziyaret edecek.

KDP Genel Başkan Yardımcısı Neçirvan Barzani’yle de görüşecek heyet, Kürt konferansı ve PKK’nın aldığı eylemsizlik kararının kalıcı hale gelmesi için destek isteyecek. İmralı’da Abdullah Öcalan’la da görüşmeyi planlayan Demokratik Toplum Kongresi, bunun için Aysel Tuğluk formülünü tartışıyor.

AYSEL TUĞLUK’A YASAK KALKTI

Daha önce sık sık İmralı’da avukat olarak Öcalan ile görüşen Aysel Tuğluk’a bir yıl yasak gelmişti. 2007′de milletvekili seçilen Tuğluk, bir daha İmralı’ya gitmedi. 14 eylülde yapılacak toplantının ardından durumun netleşeceğini söyleyen Tuğluk, avukat olarak İmralı’ya gitmesinin önünde engel olmadığını söyledi.

Adalet Bakanlığı’ndan izin almasının gerekmediğini belirten Tuğluk, “Barış için Sayın Öcalan’ın görüşleri önemli. Önerilerini dinleyeceğiz, görüşlerimizi paylaşacağız” dedi.

Kandil’e bir heyetin gönderilmesini planladıklarını söyleyen Tuğluk, Köşk’ten randevu isteme tarihinin ise 12 eylülden sonra netleşeceğini kaydetti. Bu arada bir davada ifade vermeye gitmediği için Tuğluk hakkında zorla mahkemeye getirilme kararı verildi.

BDP’nin tavrı artık değişmez!

Eylül 3rd, 2010


Başbakan Erdoğan’ın kritik Diyarbakır mitingi öncesi DTP eski Lideri Ahmet Türk’ten net sözler geldi: Bu saatten sonra BDP’nin tavrı değişmez…

Milliyet Gazetesi’nden Mehveş Evin’in ‘Kürtler ve Referandum’ yazısı dizisininin ilk konuğu olan DTP eski lideri Ahmet Türk soruları şöyle yanıtladı:

AK Parti’den BDP’ye beklenen mesaj gelmedi. BDP de boykot kararını aktifleştirdi. Başbakan nasıl mesaj verirse BDP tavır değiştirir?

Bu saaten sonra BDP’nin tavrı değişmez. Gerçekçi olmak lazım. Gelinen noktada BDP’nin tavrının değişmesi BDP’nin kendini bitirmesi anlamına gelir. Ama biz ısrarla Kürtleri tatmin edecek bazı gelişmeleri de bekledik, çağrılarımızı yaptık. İşte TMK’nın kaldırılması, seçim barajının düşürülmesi, tutuklu arkadaşlarımızın (KCK) tahliye edilmesi… Biz bunu söylediğimiz zaman Başbakan “Bu yargının işi” diyor. İyi de 101 tane general, albay, asker bir günde nasıl tutuklandı? Bir hafta tartışıldıktan sonra nasıl tutuklama kaldırıldı? Kime anlatıyorsunuz bunu? Dün belki yutturabilirdiniz ama bugün insanlar inanmaz. 101 subayı tahliye ettiren güç, Türkiye’de sadece fikir ve düşüncelerinden dolayı içeride olan siyasetçilerini de tahliye ettirebilirdi. Bunlar aslında gündeme geldi. Bunu görmemezlikten gelen bir yaklaşım biçimi ortaya kondu.

Başbakan diyelim ki sizin söylediklerinize yaklaşacak mesajlar verdi…

Siyasetçiyim, bu süreçte bizi tatmin edecek bir şey söyleyeceğini sanmıyorum. Ama halkı derinden etkileyecek mesajlar verirse sonuçta bu tartışılır. Benim kararımla olacak bir şey değil. Bir partimiz, sivil toplum var. Yeni bir tartışma, yeni bir bakış ortaya çıkarsa benim vereceğim bir karar değil. Ama mutlaka önemsenir söyledikleri.

Erdoğan başlattı Kılıçdaroğlu’na yaradı!

Eylül 3rd, 2010


CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Mersin mitinginde yaptığı konuşmanın yanı sıra dikkatleri çeken bir ayrıntı daha oldu. Kılıçdaroğlu’nun tam arkasında bir işaret dili tercümanı CHP liderinin anayasa değişikliğiyle ilgili yaptığı konuşmayı sağır ve dilsizler için çevirdi. Bu görüntüler Başbakan Erdoğan’ın seçim mitinglerinde işaret dili tercümanıyla yaptığı konuşmaları hatırlattı.

Referanduma sayılı günler kala Kemal Kılıçdaroğlu miting meydanlarında hükümete eleştirinin dozunu gittikçe artırırken bir yandan da gittiği yerlerde vatandaşa yakın ilgi gösteriyor. Kılıçdaroğlu’nun Mersin mitingine bir işaret dili tercümanıyla çıkması işitme engelli vatandaşların da unutulmadığını gösterdi. İşaret dili tercümanı halka yapılacak anayasa değişikliğini Kılıçdaroğlu’nun sözlerini çevirerek anlattı. Kılıçdaroğlu, referandumda oy kullanacak olan işitme engelli vatandaşlardan da bu şekilde “hayır” oyu istemiş oldu.

ERDOĞAN BAŞLATTI KILIÇDAROĞLU’NA YARADI

Mitinglerde işaret dili tercümanı kullanmayı ilk başlatan ise Başbakan Erdoğan’dı. AK Parti’nin seçim mitinglerinde vatandaşın karşısına işaret dili tercümanıyla çıkan Erdoğan’ın bu uygulaması özellikle engelli vatandaşlardan büyük beğeni toplamıştı.

Kılıçdaroğlu’nun Mersin mitinginde yeniden gündeme getirdiği bu uygulamanın referandum sürecinde Başbakan tarafından neden kullanılmadığı ise merak konusu oldu.

“Öcalan analizi”ne tepkiler artıyor

Eylül 3rd, 2010


Yargıtay üyesi Aktan, Cumhuriyet’e verdiği röportajda ‘Hayır için Öcalan’a ihtiyaç var’ dediği skandal konuşmayı inkâr etmedi, ‘analiz ve günlük sohbet’ olarak nitelendirdi. HSYK Başkan Vekili Özbek’in ‘kritik yapmışlar’ şeklinde yorumladığı konuşma Ankara’yı ayağa kaldırdı. MHP’li Şandır’a göre, “Adalet pusu kurmaz, bu kişiler o konumdan uzaklaştırılmalı.” AK Partili Kapusuz ise Yargıtay’a çağrı yaptı: “Bu rezalettir. 1 Ekim’e kadar bir şey yapılmazsa konu Meclis’e taşınır.”

‘Referandumda hayır çıkması için Abdullah Öcalan’a çok ihtiyaç var’ dediği ileri sürülen Yargıtay 8. Ceza Dairesi Üyesi Hamdi Yaver Aktan, internete düşen skandal kayıttaki sesin kendisine ait olduğunu doğruladı. Kaydı, “Günlük sohbetlerin montajlanması” şeklinde değerlendirirken, konuşmaların Yargıtay binasının yakınındaki bir araçtan dinlendiğini ileri sürdü. “Bölge oylarının önemli olduğunu konuştuk. Oylarda bir bloklaşma olması halinde bunun kötü olacağını…” diyen Aktan, konuşmayla ilgili tarih verdi.

Bunun geçtiğimiz mart ve nisan aylarındaki sohbetler olduğunu savundu. Röportajında skandal konuşmayı ‘analiz’ olarak değerlendiren Aktan’ın sözleri, HSYK Başkanvekili Kadir Özbek’in dünkü açıklamasıyla da örtüştü. Özbek, skandal konuşmayı, ‘birilerinin kendi aralarında yaptıkları kritik’ diye yorumladı. “Şimdi iki insan baş başa konuşurken çok özel şeyleri de konuşabilir.” ifadesini kullandı.

Toplumda infiale yol açan skandal, Ankara’da şok etkisi yaptı. MHP Grup Başkan Vekili Mehmet Şandır, söz konusu anlayışın yargının üst kademelerinde bulunmasını Türkiye’nin talihsizliği olarak değerlendirdi. “Adalet pusu kurmaz. Tuz kokmuş demektir. Böyle bir konuşma yapıldıysa bu kişiler, adalet dağıtma konumundan uzaklaştırılmalı.” dedi.

Konuşmayı nefretle kınayan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Salih Kapusuz ise ses kayıtlarına ilişkin bir yalanlama gelmediğine dikkat çekti: “Bu, hukuk adına bir rezalettir, hukukçu adına bir vahamettir, ülke adına bir ihanettir. 1 Ekim itibarıyla, o güne kadar bir şeyin yapılmaması durumunda konu kesinlikle Meclis’e taşınacaktır.”

‘Referandumda Öcalan’a çok ihtiyacımız var’

Yargıtay 8. Ceza Dairesi Üyesi Hamdi Yaver Aktan, üç gün önce internete düşen ses kayıtlarıyla ilgili ilk açıklamasını Cumhuriyet Gazetesi’ne yaptı. Açıklama, gazetenin dünkü sayısında ‘Dinlemelerden çok memnunlar’ manşetiyle verildi.

Aktan, referandumdan ‘Hayır’ çıkması için teröristbaşı Abdullah Öcalan ve PKK ile işbirliğine gidilmesi gerektiği yönündeki sözlerini ‘analiz’ olarak değerlendirdi. Aktan, söz konusu konuşmaları ‘gündelik sohbetler’ diye yorumluyor. Aktan şu ifadeleri kullanıyor: “Sanki Güvenpark’ta bir araç var ve Yargıtay içindeki konuşmaları kaydediyor. Anlaşıldığı kadarıyla bunlar Yargıtay’daki ortam dinlemeleri. Değişik zamanlardaki konuşmalar sanki tek bir konuşmaymış gibi birden fazla montajlanıyor. Yeni de değil. Tahminime göre mart ya da nisan ayında. Bekletip bekletip servis yapıyorlar, referandum yaklaştıkça. Belli gazete ve televizyonlar aracılığıyla da çarpıcı, şok başlıklarla veriyorlar.

Söz gelimi sanki Turgut Kazan Bey’le Selahattin Demirtaş arasındaki bir görüşmeyi ben sağlamışım ya da önermişim gibi bir montaj yapılmış. Böyle bir şey asla söz konusu değildir. Abdullah Öcalan ile ilgili değerlendirmelerim bir analiz. Bizim konuştuğumuz dönemde evet ya da hayır gibi kavramlar yoktu. Bölge oylarının önemli olduğunu konuştuk. Oylarda bir bloklaşma olması halinde bunun kötü olacağını… Düşündüğümüz şu, basına da yansımıştı ‘Biz Türklerin iç çatışmasına taraf olmayacağız’ diye. ‘Türklerin referandumudur, bizi ilgilendirmez’ biçimindeki bir yaklaşımın son derece tehlikeli olduğu, ülkeyi bölünmeye götürebileceği analizidir. Bu çerçevedeki konuşmayı kesip kesip, montajlamışlar.”

Hamdi Yaver Aktan, referandumla ilgili konuşmadıklarını söylüyor. Ancak ses kaydında referandumun engellenmesinden bahsediliyor. Hamdi Yaver Aktan’ın kullandığı ifade aynen şu: “Turgut Bey’e dedim sen görüşüyorsun. Bunlarla görüştü, grupta falan gitti. Dedim bunu şey yapın. Referandum reddedilirse bu sayede reddedilir. Başka türlü olmaz dedim. Bu çok önemli dedim. Bunları referandumda yeneceksin. Yani Kürtler ‘evet’ derse gidiyor bu iş.”

İkinci olarak Aktan’ın konuşmasında geçen “Avukat Turgut Kazan BDP ile görüştü” iddiası BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş tarafından doğrulanmıştı. Aktan’ın daha önce de internete düşen ses kayıtlarında Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner’i kurtarma planı yaptığı öne sürülmüştü.

Bu skandal ÖSYM’yi sallar!

Eylül 3rd, 2010


KPSS sorularının ÖSYM’den sızdırıldığı iddiasında YÖK Denetleme Kurulu’nu şaşkınlığa uğratan bir gelişme yaşandı. Önceki gün yazılı olarak ulaşan bir ihbar mektubunu işleme alan Kurul, konuyu KPSS’ye yönelik soruşturma kapsamına aldı.

KURUL ÜYESİ DERSHANE SAHİBİ

ÖSYM’de daire başkanı olan M.T.’nin, ÖSYM Soru Hazırlama Komisyonu Üyesi olan eşi G.T.’nin, KPSS eğitimi de veren bir dershanenin sahibi olduğu ortaya çıktı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve YÖK Denetleme Kurulu’nun incelemesi kapsamında gelen bir ihbar YÖK ve ÖSYM’yi harekete geçirdi. Uzun yıllar hizmet veren adı önce ‘Rönesans’ daha sonra ‘Benim’ olan bir dershanenin sahibi G.T., KPSS sorularını hazırlayan komisyonun üyesi çıktı. Dershanenin KPSS kursu da vermesi ÖSYM’de şok etkisi yarattı.

BİNA SAHİBİ HALA ALACAKLI

YÖK Denetleme Kurulu’na gelen ihbarda, ÖSYM’de bir daire başkanlığı görevini yürüten M.T.’nin, Soru Hazırlama Komisyonu üyesi olan eşi G.T., özel bir dersanenin sahibi olduğu ileri sürülüyordu. İddiayı inceleyen Kurul, iddianın doğru olduğunu tespit etti. KPSS sorularını da hazırlayan komisyonda yer alan G.T.’nin, Ankara’da KPSS kursu da
veren bir yıl öncesine kadar faaliyette olan bir dershanenin sahibi olduğu belgelendi.

G.T.’ye ait dershanenin önce ‘Rönesans’ adıyla faaliyet gösterdiği, daha sonra ise ‘Benim Dersanem’ adını aldığı belirlendi. Dershanenin yaklaşık bir yıl önce yüz yüze eğitim faaliyetini sonlandırıp binayı boşalttığı öğrenildi. AKŞAM’ın ulaştığı bina sahibi de ‘Borç taktılar dava açacağım ama G.T.’yi bulamıyorum’ dedi. Binanın kapanmasına karşın dershanenin Milli Eğitim Müdürlüğü ve Özel Dershaneler Birliği’ndeki kayıtları silinmedi.

Tacikistan’da patlama

Eylül 3rd, 2010


Ülkenin Özbekistan’a sınır Hocent vilayetinde, polisin organize suçlarla mücadele merkezini hedef alan saldırıda ölü ve yaralı olduğu belirtiliyor.

İngiliz fizikçi : Evreni Tanrı yaratmadı!

Eylül 3rd, 2010


İngiliz fizikçi Stephen Hawking’in Amerikalı fizikçi Leonard Mlodinow ile birlikte yazdığı ve 9 Eylül’de piyasaya çıkacak olan “The Grand Design” (Büyük Tasarım) isimli kitaptan bazı bölümler, Times gazetesinin bilim ekinde yayımlandı. Hawking kitapta, “Yerçekimi kanununun varlığı, Evren’in kendisini yoktan var etmesine olanak tanıyor. Evren’in ve bizim var olma nedenimiz ‘kendi kendini yaratmadır’. Tanrı’nın fitili ateşleyip Evren’i harekete geçirmesine gerek yok” diyor.

Bu ifadeler, Hawking’in 1988’de yazdığı “Zamanın Kısa Tarihi” isimli kitabındaki sözlerinden belirgin biçimde farklılık gösteriyor. Hawking bu kitabında, “Tamamlanmış bir teoriye ulaşırsak bu insan aklının nihai zaferi olacaktır. Çünkü o zaman Tanrı’nın düşüncelerini bileceğiz” demişti. Hawking, geçen haziran ayında yaptığı bir açıklamada ise “Soru şu: Evren’in oluşma şekli Tanrı tarafından bizim anlayamayacağımız nedenlerle mi seçildi yoksa bilimin kurallarıyla mı belirlendi? Ben ikincisine inanıyorum. İsterseniz bilim yasalarını ‘Tanrı’ olarak adlandırabilirsiniz. Ama bu görüşüp soru sorabileceğiniz bir Tanrı olmaz” demişti.